0 Yorum | 2 dk okuma süresi

“Ahlak” Gerekçesi İki Can Aldı

“Suudi Arabistan’daki İdamların Ardında Yaşam Hakkı”


“Ahlak” Gerekçesi İki Can Aldı

Borçla Başlayan Göç Yolculuğu

Nazrul Islam, ailesine göre 10 Kasım 2022’de, geçim koşullarını iyileştirmek için Suudi Arabistan’a gitti. Babası Abdul Bachir, oğlunu gönderebilmek için 700 bin taka borçlandığını anlatıyor. Nazrul yalnızca altı ay çalışabildi ve ailesine 150 bin taka gönderebildi. Daha iyi bir yaşam umuduyla başlayan yolculuk, tutukluluk ve idamla sonlandı.

 

Altı Ay Çalışma, Yıllarca Hapis

Yakınlarının anlatımına göre Nazrul, ülkeye gelişinden altı ay sonra Sweety Akter ile birlikte Mekke’deki bir camide “ahlaka aykırı eylem” suçlamasıyla tutuklandı. Üç yıl üç ay hapiste kaldılar. Suudi makamları ikisini 14 Ekim’de idam etti. Babası, tutuklamadan haberdar olduklarını ancak nedenini öğrenemediklerini söylüyor. Bu anlatım, ailenin yargı sürecinden ne ölçüde dışlandığını sorgulatıyor.

 

Bir Babanın Adalet Talebi

Abdul Bachir, sosyal medyada yayılan evlilik bilgisini reddediyor: Sweety’nin oğlunun eşi olmadığını ve ailece kendisini tanımadıklarını söylüyor. Ancak babanın asıl talebi, oğlunun cenazesini geri almak ve adalet aramak. Borç verenlerin baskısının sürdüğünü anlatan Bachir’in sözleri, infazın geride bıraktığı ekonomik ve insani yıkımı da görünür kılıyor.

 

Koruma Sorumluluğu Nerede Kaldı?

Bangladeş yönetimi, infazlardan önce bilgilendirilmediğini açıklayarak Suudi Arabistan’a nota verdi. Yerel siyasetçi Gazi Niazul Karim ise Bangladeş temsilciliğini ihmalle suçladı. Bu, bağımsız biçimde saptanmış bir sonuç değil, araştırılması gereken bir iddia. Tutukluluk yıllarında hangi girişimlerin yapıldığı, aileyle nasıl iletişim kurulduğu ve hukuki yardım sağlanıp sağlanmadığı açıklanmalı.

 

“Ahlak” Yaşam Hakkını Ortadan Kaldıramaz

Suudi makamları infazları, eylemin ağırlığı ve kutsal mekânın ihlaliyle gerekçelendirdi. Oysa BM İnsan Hakları Komitesi, ölüm cezasını kasten öldürme içeren en ağır suçlarla sınırlandırıyor; zina gibi eylemler için uygulanmasını reddediyor. Bu standart açısından mesele açık: Dinî veya ahlaki bir yasak, iki insanın yaşamının devlet eliyle sona erdirilmesini haklı kılamaz.

 

İnfazın Geride Bıraktıkları

Babanın anlatımına göre Nazrul’un teyzesi Abeda Begum, infaz haberini öğrendiği gece kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Aile şimdi hem yasla hem borçla mücadele ediyor. Nazrul ve Sweety’nin dosyası; yaşam hakkının korunmasını, yargılamanın hesabının verilmesini ve yabancı tutuklulara zamanında destek sağlanmasını gerektiriyor. Ailenin cenaze ve adalet talebi karşılık bekliyor.

 

 

Bandor Press



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın