Kusursuz Bir Geçmiş
Sosyal medyada yayılan yeni akım, bugünün fotoğraflarını yapay zekayla 1980’lere taşıyor. Dalgalı saçlar, şık kıyafetler, sıcak ışıklar ve neşeli yüzler… Her kare, geçmişi lüks ve romantik bir film sahnesi gibi yeniden kuruyor. Ancak bu estetik, dünyanın her yerinde aynı 80’lerin yaşandığını düşündüren sahte bir hafıza yaratıyor.
Türkiye’nin 80’leri
Türkiye, 1980’lere 12 Eylül askeri darbesiyle girdi. Parlamento kapatıldı, siyasi partiler ve sendikalar dağıtıldı; ülke askeri yönetimin denetimine geçti. Yüz binlerce insan gözaltına alındı, cezaevleri dolduruldu ve toplum uzun yıllar sürecek baskıcı bir düzenin içine sürüklendi. 80’ler herkes için renkli değildi.
Rakamların Anlattığı
12 Eylül döneminin açıklanan bilançosuna göre 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi askeri mahkemelerde yargılandı ve 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 517 kişi hakkında idam cezası verildi; 50 mahkûm idam edildi. Bu rakamların her biri, yarım bırakılmış binlerce hayat anlamına geliyor.
İşkence Düzeni
Gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde sistematik işkence uygulandı. Resmi kayıtlara ve insan hakları örgütlerinin derlediği bilançolara göre 171 kişinin işkence sonucu öldüğü belirtildi. Elektrik verme, askıda tutma, dayak, tecrit ve cinsel şiddet, darbe düzeninin toplumu teslim almak için kullandığı yöntemlere dönüştü.
Kürtlerin 80‘leri
Diyarbakır 5 No’lu Askeri Cezaevi, Kürt halkının hafızasında 12 Eylül zulmünün simgesi oldu. Tutuklulara yalnızca siyasi düşünceleri nedeniyle değil, Kürt kimlikleri ve dilleri üzerinden de işkence uygulandı. Türkçe bilmeyen mahpusların Kürtçe konuşması yasaklandı; kimlikleri zorla inkar ettirilmeye çalışıldı.
Yasaklanan Kimlik
Darbenin ardından Kürtçe üzerindeki baskılar ağırlaştırıldı. Kürtçe konuşmak, şarkı söylemek, yayın yapmak ve çocuklara Kürtçe isimler vermek suçlamalara konu olabildi. Hapishanelerde başlayan kimliksizleştirme politikası, Kürdistan’daki günlük yaşamın tamamına yayıldı. 1980’ler Kürtler için yalnızca darbe değil, örgütlü bir inkar dönemiydi.
Aynı Yıllar, Başka Hayatlar
Yapay zekanın ürettiği 80’lerde herkes genç, güzel, varlıklı ve mutlu. Gerçek 80’lerde ise insanlar çocuklarını cezaevi kapılarında bekliyor, işkenceden dönen yakınlarını tanımaya çalışıyor, kayıplarını arıyor ve sürgüne gidiyordu. Birileri için nostalji olan dönem, başkaları için hala kapanmamış bir yara.
Sorun Fotoğraf Değil
Mesele insanların eğlenmesi veya kendilerini farklı bir dönemde hayal etmesi değil. Mesele, yapay zekanın sunduğu parlatılmış geçmişin gerçek tarihin yerine geçmesi. Estetik bir 80’ler hayali kurulabilir; fakat darbe, idamlar, işkenceler, yasaklar ve cezaevlerinde öldürülen insanlar bu görüntünün dışında bırakılamaz.
Hatıralar da Bir Direniş
Geçmiş yalnızca kıyafetlerden, saç modellerinden ve soluk film renklerinden oluşmaz. Türkiye ve Kürdistan’ın 80’leri; susturulanların, tutuklananların, işkence görenlerin ve sürgüne gönderilenlerin tarihidir. Yapay zeka geçmişi yeniden tasarlayabilir. Fakat gerçek hafıza, güzel görünmediği için silinemez. Yapay zeka sana 80’lerde nasıl görüneceğini gösterebilir; tarih ise o yıllarda nasıl yaşandığını anlatır.
0 Yorum