“Saman Mihemedî Xeyarî’ye Sessiz İnfaz”
Saman Mihemedî, Sine kentindendi. 16 Yıl önce İran İstihbarat Bakanlığı’na bağlı güçler tarafından gözaltına alındı. Uzun süre Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutuldu, ağır işkencelere maruz kaldı. Ona “silahlı olmak ve İran karşıtı örgütlere üye olmak” suçlaması yöneltildi. 2025’in Ekim ayında, Kerec’deki Kızılhisar Cezaevi’nde gizlice idam edildi. Ailesine ne vedalaşma ne de cenazeyi görme hakkı tanındı.
“Ulusal Güvenlik” Gerekçesiyle Ölüm
İran yargısı, Kürt siyasi tutsakları genellikle “ulusal güvenliği tehlikeye atmak”, “silahlı örgütlere üye olmak” ya da “Tanrı’ya düşmanlık (moharebeh)” suçlamalarıyla yargılıyor. Bu suçlamalar çoğu zaman gizli duruşmalarda, avukatsız, delilsiz ve işkence altında alınan ifadelerle karara bağlanıyor. İdam cezaları, rejimin hem Kürt bölgelerinde korku iklimi yaratma hem de siyasi muhalefeti bastırma aracına dönüşmüş durumda.
“Rojhilat’ta Sessiz İnfazlar”
İran, Kürt siyasi tutsakları hedef alan idam politikasını uzun süredir sistematik biçimde sürdürüyor. İnsan Hakları Örgütleri’ne göre, 2023-2025 yılları arasında en az 100 Kürt rejim tarafından idam edildi. Bu idamların büyük bölümü gizlice, ailelere haber verilmeden gerçekleştiriliyor. Kürtlerin yaşadığı Sine, Seqiz, Mahabad, Merîwan ve Kirmaşah gibi kentlerde, özellikle rejim karşıtı fikir beyan etmek, örgüt üyesi olmakla suçlanmak gibi gerekçelerle ağır cezalar veriliyor.
“Uluslararası Gözler Görmezden Geliyor”
Uluslararası toplumun tepkisi sınırlı kalıyor. Amnesty International ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İran’ın idam politikalarını “etnik temelli ayrımcılık” olarak nitelendiriyor. Ancak diplomatik çıkarlar, enerji ilişkileri ve bölgesel hesaplar nedeniyle devletler, İran’daki Kürt soykırımını görmezden geliyor. Rojhilat’tan yükselen bu çığlık, ne yazık ki dünya kamuoyuna tam olarak ulaşamıyor.
0 Yorum