gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 3 dk okuma süresi

Irkçılık Gölgesinde Hakemler Bahis Oynuyor

Stuttgart formasıyla Almanya’da yıldızı parlayan Kürt Ezidi futbolcu Deniz Undav, Fenerbahçe maçı sonrası hedef haline geldi. Sosyal medyada yükselen “mikro-ırkçılık” tartışmaları, Türkiye’de futbolun içindeki etnik önyargıları yeniden görünür kıldı. Aynı günlerde TFF’nin açıkladığı hakem-bahis skandalı ise futbolun yalnızca sahada değil, sistemde de kirlenmiş olduğunu ortaya koydu.


Irkçılık Gölgesinde Hakemler Bahis Oynuyor

Başarının Gölgesinde Bir Kimlik: Deniz Undav

Futbol hayatına TSV Achim takımında başladı. Ardından Werder Bremen altyapısında oynadı. 2023/24 sezonunda Stuttgart formasıyla çok başarılı bir performans sergileyip takımın Avrupa kupalarına gitmesinde büyük pay sahibi oldu. Almanya doğumlu, Kürt Ezidi futbolcu Deniz Undav, Stuttgart formasıyla sahada gösterdiği performans, bazı çevrelerde alkış alırken, Türkiye’de özellikle Fenerbahçe maçı sonrası yaşanan gerginlik, bir kez daha futbolun içindeki gizli ırkçılığı ortaya çıkardı.

 

Bir “Sus” İşareti Nasıl Linçe Dönüştü?

Fenerbahçe–Stuttgart hazırlık maçında Undav’ın “sus” işareti, maç içi bir refleksken, sosyal medyada kimlik tartışmasına dönüştü.
İsmail Yüksek’in tepkisiyle yayılan görüntüler, futbolun ötesine geçti.
Undav hakkında “Kürtçü”, “Türk düşmanı” gibi ifadeler dolaşıma sokuldu. Böylece, Türkiye’de yıllardır süregelen etnik önyargılar, futbolla birleştiğinde yeniden görünür hale geldi.

 

Sosyal Medyada Mikro-Irkçılık

Undav örneği, Türkiye’deki mikro-ırkçılığın tipik bir yansıması oldu.
Kimse doğrudan “ırkçı” olmadığını söylerken, şu tür cümleler normalleştiriliyor:
“Zaten Kürt, ondan milli takımı seçmedi.”



“Türk olsa Almanya’yı seçmezdi.”

Bu cümleler, ırkçılığın açık değil ama derin biçimde işlediğini gösteriyor.
Bir futbolcunun tercihinin, kimliği üzerinden sorgulanması, ayrımcılığın ne kadar sistematik hale geldiğini kanıtlıyor.


 

UEFA’nın Tutumu: Irkçılığa Karşı Net Duruş

UEFA, Undav olayıyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmasa da kurumun genel politikası net:
“Futbol oyuncularının güçlü bir sesi var. Irkçılığa karşı bu sesi birlikte yükseltmeliyiz.”
VfB Stuttgart kulübü de Türkiye’deki maç sonrası bir açıklama yayımladı:
“Stuttgart çeşitliliği, hoşgörüyü ve fair-play’i temsil eder. Irkçılığa, ayrımcılığa yer yoktur.”
Bu açıklamalar, futbolun sadece sportif değil, kültürel ve etik bir alan olduğunu bir kez daha hatırlattı.



 

TFF ve Hakem-Bahis Skandalı: Güven Krizi

Türkiye Futbol Federasyonu, 27 Ekim 2025’te yaptığı açıklamada büyük bir skandalı duyurdu:
“571 hakemden 371’inin bahis hesabı, 152’sinin aktif bahis oynadığı tespit edildi.”
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Sporun içindeki gölgeleri temizlemeye kendi evimizden başladık.” diyerek, konuyu UEFA ve FIFA’ya bildirdiklerini açıkladı.
Bu açıklama, yalnızca futbolun değil, kurumların da etik krizi içinde olduğunu gösteriyor.


 

Aynı Oyunun İki Yüzü: Kimlik ve Etik
Deniz Undav örneği, futbolun etnik önyargılarla ne kadar kolay kirlenebildiğini gösterirken, TFF’nin bahis skandalı, kurumsal yozlaşmanın boyutlarını ortaya koydu.
Bir yanda kimliğinden dolayı hedef alınan bir futbolcu, diğer yanda sistemin merkezinde etik dışı ilişkiler… Futbolun bu iki yarası, Türkiye’de sadece sporu değil, toplumsal vicdanı da sorgulatıyor.


 

Aras İçten
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Radyo ve TV programcılığı okudu. Dijital içerikler editörü olarak BanDor'da çalışmalarına devam etmekte.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın