0 Yorum | 6 dk okuma süresi

Kadim Aşiretler Buluşması

“Gençliği Feodalizme Teslim Etme Stratejisi”


Kadim Aşiretler Buluşması

Van’daki Aşiret Buluşmasından Tarihsel Sürekliliğe 

 

Kürdistan’da İdari Tasfiye ve Otorite Boşluğunun Feodalleşmesi 

 

Kürdistan coğrafyasında aşiret yapılanması, 19. yüzyılın ortalarına kadar merkezi bir "Mîrlik" (Emirlik) hiyerarşisine bağlı yarı-özerk idari birimler şeklinde varlığını sürdürmüştür. Osmanlı Devleti'nin Tanzimat fermanı sonrası başlattığı idari merkezileşme HAMLELERİ ve Mîrlikleri tek tek tasfiye etmesi, bölgede radikal bir otorite boşluğu yaratmıştır. Mîrlerin sürgün edilmesiyle birlikte, mikro düzeydeki aşiret reisleri, ağalar ve dinsel otoriteye sahip şeyhler özerk birer güç odağı haline gelmiştir. 

 

Devlet idaresi, bölgeyi doğrudan yönetmek yerine yerel elitlerle dönemsel ittifaklar kurmayı tercih etmiş; bu durum Kürt toplumunun uluslaşma ve modernleşme süreçlerinin önüne çekilen tarihsel bir enkaz olarak günümüze kadar ulaşmıştır. 

 

Tarihsel Katman Toplumsal Örgütlenme BiçimiDevlet ile İlişki BiçimiToplumsal Sonucu 
19. Yüzyıl Öncesi Mîrlikler ve Bağlı Aşiret Federasyonları. Yarı-özerk, vergi ve asker odaklı bağıt. Göreli iç huzur, idari bütünlük.
19. Yüzyıl OrtasıParçalanmış Aşiretler ve Şeyhlik Kurumu. Merkezileşme baskısı ve doğrudan müdahale.Otorite boşluğu, kan davaları ve iç çatışmalar.
1891 - 1914 Hamidiye Süvari Alayları.İtiat karşılığı idari ve askeri ayrıcalık.Asimetrik güç, mülk gaspları ve iç sinerjinin bozulması.
 1985 - GünümüzKöy Koruculuğu ve Aşiret Federasyonları. Güvenlik eksenli milisleşme ve siyasi ittifak.Sosyolojik bölünme, zorunlu göç ve feodalizmin ihyası.

 

 

Osmanlı Döneminden Somut Örnek: 1891 İstanbul Zirvesi ve Hamidiye Mantığı

 

 Devletin Kürt toplumsal hareketlerini ve ulusal uyanışını bastırmak adına aşiret reisleriyle yaptığı ilk büyük ve somut organizasyon, Sultan II. Abdülhamid döneminde gerçekleşmiştir. 

 

1891 Trabzon-İstanbul Zirvesi 

 

21 Mart 1891 tarihinde, Hamidiye Süvari Alayları’nın kuruluş sürecinde 24 alaydan 112 Kürt aşiret reisi ve temsilcisi Trabzon üzerinden Avustralya’nın "Diana" adlı buharlı gemisiyle İstanbul’a getirilmiştir. Padişah II. Abdülhamid tarafından Rami ve Yeni Kışlalarında ağırlanan bu heyette Doğu Anadolu’nun en nüfuzlu feodal liderleri yer almaktaydı: 

 

Miran Aşireti Reisi: Mustafa Ağa (Miro) 

Hayderan Aşireti Reisi: Hüseyin Bey 

Cibran Aşireti Reisi: Mahmut Ağa 

Sıpki Aşireti Reisi: Hacı Yusuf Ağa 

Hasenanlı Aşireti Reisi: Sofi Ağa 

Celali Aşireti Reisi: İbrahim Ağa 

Ademanlı Aşireti Reisi: Mirza Ağa 

 

Bu görüşmeler neticesinde silahlandırılan ve rütbelendirilen Hamidiye aşiretleri, devlet muafiyeti kazanarak hem bölgesel güç elde etmiş hem de silahlanmayan muhalif Kürt aşiretleri ve komşu topluluklar üzerinde ağır bir idari ve iktisadi vesayet kurmuştur. Böylece Kürtlerin kendi içindeki birliği imkansız kılınmış, yükselen Kürt ve Ermeni siyasal hareketleri çeperde bu feodal güçler eliyle dizginlenmiştir.

 

Cumhuriyet Dönemi: İsyanların Bastırılması ve Koruculuk Zirveleri 

 

Cumhuriyet döneminde de devlet, toplumsal hareketleri işlevsizleştirmek için aşiret hatlarındaki mezhepsel ve feodal kırılmaları somut birer araç olarak kullanmıştır. 

 

1925 Süreci ve Aşiret Kırılması 

 

1923’te Erzurum’da kurulan Azadi (Kürt İstiklal Cemiyeti) bünyesinde Cibranlı Halit Bey ve Mutkili Hacı Musa gibi isimler bağımsızlık ve özerklik amacı güderken; 1925 Şeyh Said İsyanı sürecinde devlet, muhalif hareketi yalnızlaştırmak için Hormek ve Lolan gibi Alevi aşiretleri ile devlet yanlısı Sünni ağaları isyanın karşısında konumlandırmıştır. Bu hamle, Kürt halkının ortak siyasal talepler etrafında birleşmesini engellemiş ve hareketi bölgesel bir paranteze hapsetmiştir. 1981 "Huzur-1" ve 1989 Recai Uğurlu Zirveleri 1980 sonrası dönemde PKK’nin kırsal alandaki etkinliğini kırmak amacıyla devlet, tarihsel Hamidiye konseptini "Geçici Köy Koruculuğu" adıyla yeniden devreye sokmuştur. Bu süreçte gerçekleşen iki kritik devlet-aşiret toplantısı dönemin dönüm noktasıdır: 

 

11 Ağustos 1981 Hakkari "Huzur-1" Toplantısı: Hakkari’de yaklaşık 20 aşiret reisiyle gerçekleştirilen bu gizli ikna zirvesinin ardından bölgede koruculaşma hızla yaygınlaştırılmıştır. 

28 Eylül 1989 İkna Zirvesi: Tuğgeneral Recai Uğurlu başkanlığında yapılan toplantıda aşiret liderlerine açıkça "Ya bizdensiniz ya PKK'densiniz" ültimatomu verilmiştir. 

 

Bu toplantılar sonucunda Bucak ve Jirki gibi aşiretler silahı, devlet imkanlarını ve resmi kadroları arkalarına alarak bölgede yeni nesil "Korucubaşı Eliti" haline gelmiştir. Buna karşın Koruculuk sistemini reddeden Kırvar gibi aşiretler ise ağır idari ve askeri baskılara maruz kalmış, köyleri boşaltılarak zorunlu göçe tabi tutulmuştur. 

 

Van’daki Kadim Aşiretler Buluşması: Gençliği Feodalizme Teslim Etme Stratejisi 

 

Van’da gerçekleşen ve 25 ilden 600’ün üzerinde aşiret temsilcisinin katıldığı Kadim Aşiretler Federasyonu (KAF) toplantıları, Osmanlı’dan bu yana devam eden devlet-aşiret mutabakatının çağdaş bir tezahürüdür. 

 

Gençlik "Z Kuşağı" Söylemi ve Feodal İhya 

 

Van Valisi Mehmet Emin Bilmez ve KAF Genel Başkanı Rasim Aslan’ın çalıştaydaki konuşmaları, stratejinin ana eksenini ortaya koymaktadır: 

 

Van Valisi M. Emin Bilmez: "Z kuşağı ile aşireti nereye oturtacağımızı tartışmalıyız... ‘Özgür birey, demokratik toplum’ diyerek aşireti pazarlayanları unutmamalıyız." 

 

KAF Başkanı Rasim Aslan & Prof. Dr. Adem Palabıyık: "Eskiden her aşiretin bir medresesi vardı, üniversite gibi çalışırdı... Gençlerimiz baskı altında kaldı, ahlakları değiştirildi. Aşiretlerin dindar ve muhafazakar yapısı korunmalıdır." 

 

Kararların Uyum Sağlama İşlevi 

 

Deklarasyonda ilan edilen başlık parasının kaldırılması, berdelin yasaklanması ve düğün masraflarının kısıtlanması gibi kararlar, çağ dışı kalmış feodal pratiklerin halk nezdindeki imajını düzeltmeyi hedeflemektedir. Kentleşen, eğitim gören ve sorgulayan yeni nesil Kürt gençliğinin geleneksel ağalık/şeyhlik sistemine gösterdiği direnç, bu tarz "ıslahat" adımlarıyla kırılmak istenmektedir. Böylece gençler, özgür ve sorgulayan bireyler olmak yerine; yeniden cemaat, aşiret ve otorite vesayetine teslim edilmektedir. 

 

Feodal Yapıların Kürtlere Bilanço Analizi 

 

Tarihten günümüze aşiretçilik, bölgecilik ve ağalık kurumlarının Kürdistan coğrafyasına getirdiği yükler somut verilerle şu şekilde sıralanabilir: 

 

Siyasi Bölünme ve Kürt Birliğinin Aksaması: Tarihte ortaya çıkan her ulusal veya özerk siyasal hamle (Mîrlikler, Azadi, Rızgari vb.), devletin yanına çektiği muhalif aşiretler eliyle iç çatışmaya sürüklenmiş ve akamete uğratılmıştır. 

 

Toprak ve Yeraltı Zenginliklerinin Talanı: Feodal ağalar ve korucubaşı eliti, binlerce dönümlük verimli tarım arazilerini ve mera alanlarını kendi mülkiyetlerine geçirerek köylüyü maraba/yarıcı konumunda tutmuş; bölgenin iktisadi kalkınmasını engellemiştir. 

 

Dil, Kültür ve Tarihsel Tahribat: Aşiret mantığı, evrensel Kürt ulusal kimliği yerine mikro-kabile aidiyetini öne çıkararak ana dil bilincinin ve ortak tarih şuurunun gelişmesini sekteye uğratmıştır. 

 

Osmanlı’da 1891 Rami Kışlası buluşmasıyla başlayan, Cumhuriyet döneminde 1981 "Huzur-1" Hakkari toplantısıyla devam eden ve bugün Van’da Kadim Aşiretler Federasyonu adı altında sürdürülen siyaset; özü itibarıyla değişmemiştir. Devlet, çeperdeki kitlesel hak taleplerini bastırmak ve iç cepheyi konsolide etmek adına feodal yapıları muhatap almaya devam etmektedir. Van deklarasyonu, feodal elitlerin kendi sarsılan otoritelerini korumak ve gençliği yeniden geleneksel cenderelere hapsetmek için devlet imkanlarıyla kurguladığı pragmatik bir adaptasyon hamlesidir. 

Serdar Yiğit
Özel sektör ve kamuda birçok projede yer almış, uzun yıllar MKM’de kültür ve sanat çalışmalarında bulunmuştur. Tarih, din ve teknoloji üzerine araştırmalar yapmaktadır.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın