0 Yorum | 4 dk okuma süresi

Norşîn'den Japonya'ya

“Tarih ve Kültür Şehri Kyoto”


Norşîn'den Japonya'ya

Bin Yıllık Başkent

Kyoto, yaklaşık bin yıl boyunca Japonya’nın başkenti olması nedeniyle tarih boyunca imparatorların yaşadığı yer olarak öne çıktı. Bu nedenle ülkenin en önemli tapınakları ve kutsal alanları burada inşa edildi. Ayrıca II. Dünya Savaşı sırasında büyük ölçüde bombalanmayan Kyoto’daki yüzlerce tarihî tapınak günümüze kadar korunabildi.

 

Kyoto’nun Simgesi: Yasaka

Şehirdeki ilk durağımız Yasaka Pagodası oldu. Yaklaşık 1.400 yıllık bir geçmişe sahip olan yapının, 6. yüzyılın sonlarında Prens Shōtoku döneminde inşa edildiğine inanılıyor. Ahşap olduğu için birçok kez yangınlarda zarar gören pagoda, her defasında yeniden yapıldı. Bugün görülen yaklaşık 46 metre yüksekliğindeki yapı, 15. yüzyıldan kalmadır.

 

Saf Su Tapınağı

İkinci durağımız Kiyomizu-Dera’ydı. Japonya’nın en ünlü ve en çok ziyaret edilen Budist tapınaklarından biri olan yapının adı, Japoncada “Saf Su Tapınağı” anlamına geliyor. Tapınak, adını altından akan Otowa Şelalesi’nden alıyor. Burası, 778 yılında keşiş Enchin tarafından kuruldu.

 

Bir Rüyanın İzinde

Dönemin rivayetlerine göre keşiş Enchin, rüyasında kutsal bir su kaynağı bulması gerektiğini görür. Ardından Otowa Dağı’nın eteklerinde bu kaynağı keşfeder ve buraya küçük bir ibadet yeri inşa edilir. Kyoto’daki yolculuğumuzun üçüncü durağı ise planımızda olmayan, kaybolunca yol üzerinde karşılaştığımız tapınaklar oldu.

 

Kaybolmanın Güzel Tarafı

Bazen plansız şehir gezileri insanın karşısına sürpriz yerler çıkarabiliyor. Çünkü yalnızca turist rotalarını takip etmek, şehrin genel yapısının gözden kaçmasına neden olabiliyor. Torii Kapıları’na gitmeye çalışırken 35 derece sıcakta, yanlış navigasyon nedeniyle üç dört kilometre yürüdükten sonra yanlış yolda olduğumuzu fark ettik.

 

Binlerce Torii Kapısı

Hatamızı anlayınca yeniden yola koyulduk ve kendimizi Torii Kapıları’nın dibinde bulduk. Ben diyeyim 10 bin, siz deyin 40 bin kapı… Bütün dağı baştan başa kapılarla donatmışlar. Her geçilen kapının yeni bir arınma anlamına geldiği söyleniyor. O gün tapınaklarla birlikte 30 bin adım attık ve 10 litre su içtik!

 

Norşin’den Kyoto’ya

Ben en son Norşin’de bu kadar dağ taş tırmanmıştım açıkçası. Dördüncü durağımız Arashiyama Iwatayama Maymun Parkı oldu. Benim açımdan ilk kez maymun göreceğim için farklı bir deneyimdi. Parka ulaşmak için yaklaşık yarım saat boyunca tepeye çıkmamız gerekti. Hava sıcaklığı ve nem de eklenince herkes ter içinde kalmıştı.

 

İnsanlar İçeride, Maymunlar Dışarıda

Parkın en meşhur özelliği, insanların tel örgülü kulübenin içinde, maymunların ise dışarıda serbestçe dolaşması. Roller adeta tersine çevrilmişti. Ziyaretçiler yalnızca kulübenin içinden maymunlara elma veya fıstık uzatabiliyordu. Dışarıda beslemek yasaktı. Tahminen 150 civarında vahşi Japon makağı burada serbestçe yaşıyor.

 

Bambu Ormanında Yürüyüş

Maymunlardan sonra yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşün ardından Bambu Ormanı’nı gezdik. Bambular, Japonya’nın tarihî filmlerinde çoğunlukla silah olarak karşımıza çıksa da günümüzde pek çok alanda kullanılıyor. Bambu Ormanı, Kyoto’nun tarihî ve kültürel dokusu içinde ziyaret ettiğimiz en dikkat çekici yerlerden biri oldu.

 

Altın Köşk Tapınağı

Kyoto’nun muazzam tarihini ve kültürünü geride bırakırken, şehrin en ünlü simgelerinden Kinkaku-ji’yi, yani Altın Köşk Tapınağı’nı görmemek olmazdı. Köşkün üst iki katı tamamen altın kaplı. Çevresinde bir gölet ve özenle düzenlenmiş Japon bahçesi bulunuyor. Çatının tepesinde ise altın renkli Anka Kuşu heykeli yer alıyor.

 

Kyoto’yu Yürüyerek Yaşamak

Böylelikle bin yıldan fazla Japonya’nın başkenti olan Kyoto’dan aktaracaklarımız bu kadar. Şehri gerçekten yaşamak istiyorsanız metroya binmenin yanı sıra sokaklarında sürekli gezmek, hiç hesapta olmayan güzel yerlere denk gelmenizi sağlayabilir. Kyoto, tapınakları, dağları, ormanları ve tarihî yapılarıyla yürüdükçe kendisini gösteren bir şehir.
 

Kemal Sala
Selçuk üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunu. BanDor'da spor içerikleri üretmekte.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın