0 Yorum | 4 dk okuma süresi

Şam’ın Hesekê Çıkmazı

Kontrolü Sağlamak mı, Güvenliği Tesis Etmek mi?


Şam’ın Hesekê Çıkmazı

Kontrol mü, Güvenlik mi?


Şam–Haseki hattında devlet ile halk arasındaki döngü yeniden görünür hâle geliyor.


Temel soru şu: Amaç kontrolü sağlamak mı, yoksa güvenliği tesis etmek mi?


Suriye hükümeti, radikal grupları, Arap topluluklarını ve devlet içindeki farklı unsurları harekete geçiren bir siyasal çizgi izliyor. Bir yandan Serêkaniyê’ye dönüşler sürerken, diğer yandan “Haseki hükümetindir” mesajı sahada sıkça tekrarlanıyor.


HTŞ’nin kontrol ettiği bölgelerde Suriye bayraklarının dalgalanması gerektiğini savunan bir yapılanma mevcut ve bu tür gösteri ve protestoların yapılmasının zorunlu olduğu dile getiriliyor. Bu tablo, Kürtlerin entegrasyon sürecindeki etkisini kırma ve Suriye’nin üniter devlet ve tek kimlik vurgusuyla yeniden tanımlanması yönünde bir mesaj verme çabasını açıkça gösteriyor.


Biriken Toplumsal Öfke


İki gündür Haseki’de devam eden protestolar, eğitim, dil ve güvenlik alanlarında biriken sorunların tetiklediği sosyolojik ve toplumsal bir öfkenin patlak vermesi niteliğinde.


Suriye’de yeni bir kısır döngü süreci mi başlıyor?


Haseki’deki protestolar yalnızca bir devlet düzeninin sorgulanması değil; bir rejimin yıkılmasının ötesine geçen, çok katmanlı bir çözülme sürecinin işareti. Ülke, birbirine düğümlenmiş pek çok kör noktanın eşiğinde duruyor. “Üniter devlet yapılanması” söylemi altında yıllarca bastırılan mezhepsel, kültürel ve iç çatışmalar bugün yeniden görünür hâle geliyor.


Kürt–Arap Gerilimi Ve Kırılgan Toplumsal Doku


Haseki’de bayrakların yakılması, Kürt–Arap geriliminin yeniden alevlenebileceğine dair kaygıları artırırken, aynı sahada “Bu çatışmaya sürüklenmeyeceğiz” diyen aktörler de bulunuyor. Bu durum, ülkenin sosyolojik dokusunun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.


Ortak Gelecek Söylemi Ve Sahadaki Çelişkiler


Yeni Suriye hükümeti bir yandan entegrasyon çalışmaları, yeni devlet düzeni ve ortak bir gelecek söylemini öne çıkarıyor; ancak sahadaki pratikler bu söylemle çelişiyor.


Baas rejiminin yıkılmasıyla başlayan yeni sistem henüz sağlam bir kurumsal temele oturmamış durumda. Devlet kapasitesi, toplumsal güven ve idari bütünlük hâlâ parçalı bir görünüm sergiliyor.


Bu nedenle yaşanan protestolar yalnızca politik bir tepki değil; Suriye’nin geleceğini belirleyecek yapısal bir kırılmanın dışavurumu. Ülke yeni bir düzen kurmaya çalışırken eski çatışmaların gölgesinden çıkamıyor ve bu gerilim hem entegrasyon sürecini hem de yeni devlet inşasını belirsizliğe sürüklüyor.


Şam İçindeki Fikir Ayrılıkları


Şam hükümeti içinde de ciddi bir fikir ayrılığı mevcut. Kürtlerin yürüttüğü entegrasyon çalışmaları ve Şam’da bulunmaları, sosyolojik yapının yanı sıra ekonomik, sosyal ve askerî boyutlarda da derin bir kırılmayı görünür kılıyor.


Suriye hiçbir zaman hukuka, siyasete ve insan haklarına dayanan istikrarlı bir ülke olmadı. İç çatışmanın merkezi, daima dışarıda yürütülen görüşmelerin, bölgesel hesapların ve Suriye üzerinde siyaset yapan aktörlerin belirlediği bir alan oldu.


Güç Mücadeleleri Ve Provokasyonlar


Haseki’de yürütülen bilinçli provokasyonların ardında, Şam’daki devlet yetkilileri arasındaki güç mücadeleleri bulunuyor. Arap halkını gösterilere davet eden bir yaklaşım sahada açıkça hissediliyor.


Devletin güvenlik güçleri ise bu provokasyonları hem izliyor hem de yer yer müdahale ediyor. Gösteriler sırasında dört sivil ağır yaralandı.


Kürt Sembollerine Ve Diline Yönelik Baskı


Bu planlı provokasyonun amacı, Haseki’de Kürtlere ait sembolleri ve Kürt dilini reddeden bir baskı oluşturmak. Kürt mahallelerine saldırı düzenlemek isteyen grupların hareketliliği dikkat çekiyor.


“Haseki yalnızca bir Arap kentidir” söylemi, bu provokasyonun temel argümanı olarak öne çıkıyor.


Radikal Grupların Hareketliliği


Radikal grupların özellikle Şedadê, Rakka ve Serêkaniyê’den getirilerek Haseki’ye takviye edildiği belirtiliyor. Bu durum, yaşananların spontane değil, organize bir planın parçası olduğunu gösteriyor.

 

Enes Yıldız



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın