0 Yorum | 4 dk okuma süresi

Türkiye’de Bir Mahalle: Gazi

“Dayanışma Yerine Güç Ve Bağımlılık İlişkileri”


Türkiye’de Bir Mahalle: Gazi

Devrimci Dayanışmadan Mafyalaşmaya


Gazi Mahallesi'nin geçmişiyle bugünü arasındaki mesafe, siyasal kültürün, kolektif değerlerin ve gençliğin yönelimlerinin geçirdiği dönüşümde aranmalıdır. Eşitlik ve özgürlük mücadelesini dayanışmayla, kültürel üretimle ve toplumsal sorumlulukla buluşturan bir gençlik pratiğinin karşısında bugün mafyalaşmanın hangi koşullarda alan kazanabildiği sorusu duruyor. Bu karşıtlık, yalnızca bireysel tercihleri değil, gençliği biçimlendiren ekonomik düzeni, siyasal alanın daralmasını ve kolektif mücadele imkanlarının aşınmasını da sorgulamayı gerektiriyor.


Kültürel Üretim Ve Kolektif Emek


Bir zamanlar Gazi'de devrimci gençlik, siyasal mücadelenin yanı sıra mahallenin kültürel ve toplumsal yaşamında da önemli bir yer tutuyordu. Kültür sanat merkezlerinde kitap okumaları, şiir günleri, tiyatrolar, konserler ve söyleşiler düzenleniyor, çocukların eğitimi ve gençlerin gelişimi için kolektif emek harcanıyordu. İnsanlar bir araya geliyor, tartışıyor, öğreniyor ve birlikte üretiyordu. Çünkü devrimci düşünce, başka türlü bir yaşamın imkanlarını yaratmayı da hedefliyordu.


Ortak Gelecek Ve Toplumsal Sorumluluk


Bu pratiğin temelinde, insanın kendi kurtuluşunu başkalarının geleceğinden ayrı düşünmemesi vardı. Bir çocuğun eğitimi, bir ailenin sorunu, mahallenin kültürel gelişimi ortak sorumluluk alanı sayılıyordu. Gençliğin enerjisi kişisel yükselişe değil, toplumsal gelişime yöneliyordu. Dayanışma, insanların birbirine yardım etmesi değil, birlikte öğrenebildiği, üretebildiği ve yaşamını değiştirebildiği koşulları kurma iradesiydi. Yoksulluğun içinde kültürel zenginlik yaratmak, toplumsal dayanışmanın olduğu kadar siyasal mücadelenin de parçasıydı.


Gazi Bu Noktaya Nasıl Geldi?


Gazi Mahallesi'nin mafyatik yapılanmalar ve suç haberleriyle gündeme gelmesi, bu geçmişle bugünü karşılaştırmayı kaçınılmaz kılıyor. Kolektif sorumluluğun ve toplumsal mücadelenin önem taşıdığı bir ortamdan, kişisel güç ve çıkar ilişkilerinin öne çıktığı bir tabloya nasıl gelindi? Gençliğin enerjisini toplumsal dönüşüme yönelten siyasal ve kültürel alanlar nasıl zayıfladı? Bu sorular, birkaç kişinin yaşamındaki değişimden çok daha geniş bir toplumsal dönüşüme işaret ediyor.


Geleceksizlik Ve Güç Vaadi


İşsizlik, gelecek kaygısı ve toplumsal dışlanma gençlerin yaşam alanlarını daraltırken, başarı giderek para ve statüyle ölçülüyor. Kolektif çözüm yolları zayıfladığında, mafyatik yapılar bazı gençlere kazanç, aidiyet, korunma ve güç vaat edebiliyor. Böylece toplumsal koşulların yarattığı çaresizlik, yükseliş arzusuna yönlendirilebiliyor. Gençleri bu ilişkilere açık hâle getiren zemini sorgulamadan, sorunu yalnızca bireysel suç ve ahlak üzerinden açıklamak, onu üreten koşulları görünmez kılar.


Dayanışmanın Zayıfladığı Yerde


Yoksulluk mafyalaşmayı kaçınılmaz kılmaz. Ancak gençlerin enerjisini kültüre, eğitime, dayanışmaya ve örgütlü mücadeleye yöneltebilecek alanların daralması da göz ardı edilemez. Kolektif kurumların zayıfladığı yerde toplumsal boşluk ortadan kalkmaz. Bu boşluk, insan ilişkilerini çıkar ve bağımlılık üzerinden kuran yapılar tarafından doldurulabilir. Dolayısıyla mafyalaşmayı anlamak, yalnızca suçun kendisine değil, bu ilişkilerin gelişmesini mümkün kılan ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullara da bakmayı gerektirir.


Dayanışma Ve Mafyatik Güç İlişkileri


Ayrım, insanın nasıl görüldüğünde ortaya çıkar. Devrimci pratik, insanın özgürleşmesini, eşitliğin gelişmesini ve toplumun kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasını hedefler. Mafyatik mantık gücü kişiselleştirir, ilişkileri çıkar, korku ve bağımlılık üzerinden örgütler. Birinde başkalarının gelişimi ortak sorumluluk sayılır, diğerinde insanların ihtiyaçları kişisel iktidarın devamlılığı için kullanılabilir. Bu iki yaklaşım arasındaki farkı belirleyen, yalnızca yöntemler değil, kurmaya çalıştıkları toplumsal ilişkilerin niteliğidir.


Başka Bir Yaşam Kurma İradesi


Gazi'nin geçmişini değerli kılan, kusursuz bir dönem yaşanmış olması değil, başka bir yaşam kurma iradesinin varlığıydı. O dönemin devrimci gençliği, yoksulluğu ve eşitsizliği kabullenmek yerine bunları değiştirmeye yöneliyor, toplumsal sorumluluğu gündelik hayatın parçası haline getiriyordu. Bu deneyimi hatırlamak, geçmişe sığınmak değil, kolektif değerlerin nasıl aşındığını sorgulamaktır. Gençliğin geleceği, sınıfsal eşitsizlikler, siyasal alanın daralması ve dayanışma kurumlarının zayıflamasıyla birlikte ele alınmalıdır.


Toplumsal Çıkış Ve Ortak Gelecek


Bir mahallenin gücü, içinden kaç kişinin nüfuz sahibi çıktığıyla değil, çocuklarına nasıl bir gelecek sunduğuyla ve insanlarının birbirlerinin yaşamına ne kattığıyla ölçülür. Gazi'nin geçmişindeki devrimci deneyim, gençliğin enerjisinin dayanışmaya, kültürel üretime ve toplumsal dönüşüme yöneltilebildiğini gösteriyordu. Gençleri yoksullaştıran ve geleceksizleştiren düzenin sorumluluğu sorgulanırken, mafyatik ilişkileri bir kurtuluş ve güç yolu gibi sunan anlayışın yarattığı toplumsal tahribat da açıkça ortaya konmalıdır.

 

A.Ruken Yrt



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın