Dünyanın pek çok yerinde bu tarih kültürel çeşitliliğin kutlaması olarak geçerken, Kürtler açısından daha derin bir anlam taşıyor: eğitim, kamusal görünürlük ve eşit yurttaşlık meselesi.
Bu dosyada hem dört ülkede Kürtçenin fiili durumu inceleniyor hem de DEM Parti milletvekili Beritan Güneş’in değerlendirmeleri üzerinden ana dil tartışmasının siyasal boyutu ele alınıyor.
Ana dil neden yalnızca kültür değildir?
Ana dil, insanın düşünme biçimini kurar. İlk öğrenme, soyutlama ve kimlik bu dilde gelişir. Bu nedenle ana dilde eğitim pedagojik başarı kadar eşit yurttaşlıkla ilgilidir. Bir birey kamusal kurumlarla kendi dili dışında ilişki kurduğunda devlet ile arasına görünmez mesafe girer. Kürt meselesinde dil tartışmasının sürekli siyasete dönmesinin nedeni budur: tanınmayan dil, eksik aidiyet üretir.
Tartışmanın siyasal boyutu:
21 Şubat Dünya Ana dil gününde Kürtler hala anadiliyle eğitim göremiyor. Bu nasıl aşılacak?
21 Şubat mevcut durumda Türkiye’de sembolik düzey de bir anlam ifade etmiyor. Sembolik adımlarda dahil görünürlük yok. Yurtdışında yaşayan Türklerin anadilleri kullanım mesajları dışında anadillerin kullanımı, kamusal hizmetlerde kullanımı, korunması dair bir çalışma ne yazık ki yok. Bu mevcut tekçi ve diğer dilleri yok sayan anlayışın ikrarı olduğunu söyleyebiliriz.
21 Şubatta atılacak gerçekçi adımların siyasal ve toplumsal kabulünün en mümkün olduğu zaman olduğunu görmek gerekir.Bugün değilse ne zaman anadillerle barış sağlanacak? Yeni aşama olarak ifade ettiğimiz süreçte ikinci aşamanın ruhu demokratik entegrasyondur. Demokratik entegrasyonun kiblesi kabuldür. Ve kamusal hizmetle eğitme halkların dillerinin entegrasyonudur. “Kürtler anadillerinden eğitim görmesi ikinci aşama olan entegrasyonun en önemli adımı olacaktır."
Bu olmayacaksa yapılan "çözüm" açıklamaları bir boş gösterene dönecektir ve demokratik entegrasyon da yaşamsallaşmayacaktır.
Anadillere özgürlük ve eşitlik demek bu sürecin temel taşlarındandır. Kürt çocuklarının ve her kademe öğrencilerin kendi anadillerinde eğitim görmemesi, Türkçe haricindeki dillerde kamusal hizmet alamaması Türkiye’nin üstesinden gelmesi gereken bir eşik olduğunu 21 Şubatta hatırlamak oldukça önemli.
Bu eşiği geçmenin yolu elbette 100 yıllık karşıt siyasetin ördüğü önyargı duvarlarını yıkmak, geçiş aşamalarını belirlemek, dünya örneklerini incelemem ama en önemlisi niyet etmek gerekir.
Türkiye: konuşulan fakat yaşayamayan dil
Türkiye’de Kürtçe konuşmak serbesttir ancak eğitim dili değildir. Okullarda yalnızca seçmeli ders olarak yer alabilir. Mahkeme, sağlık ve kamu hizmetleri ağırlıklı olarak Türkçe yürütülür. Böylece dil yasaklı olmadan sistem dışına itilir. Güneş’in “görünürlük yok” vurgusu bu noktaya işaret eder: dil günlük yaşamda vardır fakat kurumsal hayatta yoktur.
Irak: resmiyet ile uygulama arasındaki mesafe
Irak’ta Kürtçe Arapça ile birlikte resmi dildir. Kürdistan Bölgesi’nde okullar ve üniversiteler Kürtçe eğitim verir, kamu kurumları dili kullanır. Ancak tartışmalı bölgelerde uygulama değişir. Bu durum hukuki tanımanın tek başına yeterli olmadığını gösterir. Hak tanınsa bile siyasal ve idari yapı istikrarlı olmadığında ana dil hakkı coğrafyaya göre farklılaşır.
İran: kültürel alanla sınırlı tanıma
İran’da Kürtçe konuşmak ve yayın yapmak mümkündür fakat eğitim dili Farsça’dır. Yerel dil dersleri açılabilir ancak öğretim dili değişmez. Böylece dil kamusal bilgi üretiminin dışında kalır. Kürt öğrenci eğitim hayatına ikinci dilde başlar. Bu model, dilin yasaklanmadan etkisizleştirilmesinin tipik örneğini oluşturur.
Suriye: savaş sonrası açılan alan
Suriye’de uzun yıllar Kürtçe yasaktı. İç savaş sonrası kuzey bölgelerinde çok dilli eğitim uygulanmaya başladı. Bazı okullarda Kürtçe eğitim veriliyor ancak ülke genelinde standart değil. Hak fiili yönetim alanına bağlıdır ve siyasi değişimlere açıktır. Bu nedenle Kürtçe eğitim mümkündür fakat kalıcı yasal güvenceye henüz sahip değildir.
Dört ülke, dört ayrı statü
Türkiye’de kamusal statü yok, İran’da kültürel sınır var, Irak’ta bölgesel kurumsallaşma bulunuyor, Suriye’de ise kısmi uygulama mevcut. Aynı dili konuşan toplum dört farklı hukuk düzeninde yaşıyor. Bu durum Kürtçe meselesini bir kültür başlığından çıkarıp doğrudan siyasal statü tartışmasına dönüştürüyor.
0 Yorum