Ders Halkalarından Yurtlara
Süleymancılar, adını Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Süleyman Hilmi Tunahan’dan alıyor. Medreselerin 1924’te kapatılmasının ardından Tunahan, evlerde ve küçük ders halkalarında din eğitimi verdi. Bu halkalar zamanla Kur’an kursları, öğrenci yurtları ve derneklerden oluşan yaygın bir örgütlenmeye dönüştü. Cemaatin büyümesini sağlayan temel yapı, din eğitimiyle barınma imkânını bir araya getiren yurt sistemi oldu.
Yurtlar Kadro Yetiştirdi
Cemaat yurtları yalnızca barınma ve din eğitimi sunmadı; yapının insan kaynağını da oluşturdu. Öğrencilik döneminde kurulan bağlılık, mezuniyet sonrasında iş, ticaret ve sosyal ilişkiler üzerinden sürdürüldü. Yurtlarda yetişen öğrenciler zamanla öğretici, yönetici, çalışan, iş insanı veya bağışçı olarak aynı sistem içinde yer aldı. Böylece eğitim ağı kuşaktan kuşağa aktarılan ekonomik bir çevreye dönüştü.
Cemaat Nasıl Holding Oldu?
Dinî bağlılık, dayanışma ve güven ilişkisi zamanla ekonomik sermayeye çevrildi. Mensuplar aynı işletmelerden alışveriş yaptı, birbirlerine iş verdi, ortaklıklar kurdu ve sermayeyi topluluk içerisinde tuttu. Bağışlar, aidatlar, gayrimenkuller, yurtlar ve şirketler birbirini besleyen kapalı bir ekonomik dolaşım yarattı. Süleymancılar böylece yalnızca dinî bir topluluk değil, çok sayıda sektöre yayılan bir “cemaat holding” görünümü kazandı.
Aile Merkezli Yönetim
Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1959’daki ölümünden sonra yönetim damadı Kemal Kacar’a geçti. Sonraki dönemlerde liderlik Tunahan ailesinin çevresinde kaldı. Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’da ölmesiyle yapının başına büyük torun Alihan Kuriş geldi. Dinî otorite, aile bağı ve ekonomik yönetimin aynı hiyerarşide birleşmesi; yurtların, derneklerin ve ticari girişimlerin kim tarafından yönlendirildiği sorusunu gündeme taşıdı.
33 Şirketlik Ekosistem
Soruşturmada Süleymancılarla bağlantılı olduğu değerlendirilen 33 şirket gündeme geldi. İnşaat, gayrimenkul, gıda, tekstil, ayakkabı, sağlık, turizm, otomotiv, kuyumculuk ve tarım gibi farklı sektörlere yayılan bu yapı, cemaatin ulaştığı ekonomik büyüklüğü gösterdi. Ayakkabı Dünyası ve Armine gibi tanınmış markaların da dosyada yer alması, ticaret ağının gündelik tüketim alanlarına kadar uzandığını ortaya koydu.
Siyaset ve Bürokrasi Ağı
Süleymancılar ekonomik gücünü yalnızca şirketler üzerinden kurmadı. Kemal Kacar milletvekilliği, Arif Ahmet Denizolgun ise Ulaştırma Bakanlığı yaptı. Cemaat farklı dönemlerde merkez sağ partiler, yerel yöneticiler ve bürokrasiyle ilişkiler geliştirdi. Siyaset, kamu yönetimi, yurtlar ve ticaret arasındaki bu temaslar; cemaatin izinlerden istihdama, kamusal kaynaklardan kurumsal korunmaya kadar uzanan geniş bir hareket alanı edinmesini sağladı.
Almanya’daki İlişki Ağı
Süleymancıların Almanya’daki örgütlenmesi, 1973’te Köln’de kurulan İslam Kültür Merkezleri Birliği üzerinden yürütülüyor. VIKZ’nin dokuz eyalet kuruluşu ve yaklaşık 300 cami ile eğitim derneği bulunuyor. Türkiye’deki yurt modelinin benzeri Almanya’da camiler, öğrenci yurtları ve eğitim merkezleriyle kuruldu. Aidatlar ve düzenli bağışlar, cemaatin Avrupa’daki kurumsal ve ekonomik gücünün temelini oluşturdu.
Köln’de Dev Kompleks
VIKZ’nin Köln-Müngersdorf’ta kurduğu yeni genel merkez, cemaatin Avrupa’daki gücünün simgesi oldu. Yaklaşık 17 bin 763 metrekare kullanılabilir alana sahip komplekste yönetim birimleri, medrese, ibadet alanı, restoran, misafirhane ve 231 yataklı öğrenci yurdu bulunuyor. Projenin maliyeti başlangıçta 70 milyon avro olarak duyurulurken, VIKZ yönetimi 2024’te yaklaşık 50 milyon avroluk maliyet açıkladı.
100 Milyar Almanya’ya mı?
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yaklaşık 100 milyar liralık kaynağın yurt dışına, özellikle Almanya’ya aktarıldığını açıkladı. Ayrıca yapının faaliyetlerini Köln’deki yeni merkeze taşımayı planladığını ileri sürdü. Ancak soruşturmadaki para transferleriyle Köln kompleksinin finansmanı arasında doğrudan bağlantı kuran belgeler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Paranın kaynağı, gönderildiği hesaplar ve merkez finansmanındaki rolü soruşturmanın temel soruları arasında.
Para Nasıl Dolaştırıldı?
MASAK raporlarına göre incelenen şirketlerin bir bölümünde 2020 sonrasında olağan dışı işlem artışları görüldü. Şirket bölünmeleri, hisse devirleri, yüksek sermayeli iştirakler, açıklanamayan nakit girişleri ve ticari kayıtlarla uyuşmayan döviz transferleri incelemeye alındı. Savcılık, şirketler arasındaki yoğun para ve mal hareketlerinin finansal işlemlerin izlenmesini zorlaştırmak amacıyla kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor.
Holding Düzenine Operasyon
Ankara merkezli 17 ilde gerçekleştirilen operasyonda 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilere ait 43 adres ile 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma işlemi yapıldı; bağlantılı şirketlere kayyım atandı. Henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor. Soruşturma, denetlenmeyen dinî yapıların eğitim, siyaset ve sermaye ilişkileriyle nasıl holdingleşebildiğini yeniden gündeme taşıdı.
0 Yorum