28 Aralık 2011 gecesi, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyü sınır hattında, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 sivil Kürt yurttaş yaşamını yitirdi. Katledilenlerin 19’u çocuktu; en küçüğü 12 yaşındaydı.
Hayatını kaybedenlerin tamamı köylüydü; geçimlerini sağlamak için Irak sınırında katırlarla yük taşıyorlardı. Hiçbirinin silahlı olduğuna ya da çatışmaya dahil olduğuna dair herhangi bir somut istihbarat bulunmuyordu.
Bombardıman, 28 Aralık’ı 29 Aralık’a bağlayan gece saatlerinde gerçekleşti. Yaralıların bir kısmı saatlerce karda ve soğukta yardım bekledi; ambulanslar zamanında gönderilmedi, devletin yaşam hakkına ilişkin yükümlülükleri yerine getirilmedi. O gece Roboski’de yalnızca insanlar değil, hakikat de hedef alındı.
Aradan geçen yıllara rağmen ailelerin adalet arayışı sürüyor.
Olayın ardından hayatını kaybedenler için sosyal medyada “zaten kaçakçılık yapıyorlardı” gibi söylemler dolaşıma sokuldu. Bu dil, yalnızca katliamı meşrulaştırmaya değil; “kaçakçı” etiketi üzerinden Kürt yaşamını değersizleştiren, öldürülmelerini sorun olmaktan çıkaran ırkçı bir zihniyetin yeniden üretilmesine hizmet etti. Böylece Kürtlere yönelik yeni bir linç dalgası da tetiklendi.
Rapor Var, Sorumlu Yok
Katliamın ardından bölgeye giden insan hakları örgütleri, yaptıkları saha araştırmaları sonucunda Roboski Katliamı Raporu’nu 3 Ocak 2012’de kamuoyuyla paylaştı. Raporda, öldürülen grubun sivil olduğu, istihbaratın yetersizliği ve askerî karar alma süreçlerindeki ağır ihlaller açık biçimde ortaya kondu.
Ancak geçen yıllar içinde hakikatin açığa çıkarılması sistematik biçimde engellendi.
TBMM’de kurulan Alt Komisyon, “vur emrini kimin verdiği” sorusu başta olmak üzere temel meseleleri yanıtsız bıraktı.
Sivil savcılık etkili bir soruşturma yürütmedi.
Askerî savcılık dosyayı hızla kapatarak takipsizlik kararı verdi.
Anayasa Mahkemesi başvuruyu “eksik evrak” gerekçesiyle reddetti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise “iç hukuk yolları tüketilmedi” diyerek dosyayı kabul edilemez buldu.
Böylece 34 kişinin öldürüldüğü bir katliamda tek bir kamu görevlisi dahi yargı önüne çıkarılmadı.
Genelkurmay Açıklaması Çöktü
Genelkurmay Başkanlığı, 29 Aralık 2011’de yaptığı açıklamada, harekâtın TBMM’nin verdiği sınır ötesi operasyon yetkisine dayandığını duyurdu; grubun “terörist olabileceği” yönünde istihbarat alındığını ileri sürdü. Ancak TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na gönderilen resmi belgelerde, “olay günü ateş altına alınan kafileye ilişkin hiçbir spesifik istihbarat bulunmadığı” kabul edildi.
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da 3 Ocak 2012’de yaptığı açıklamada askerî komuta kademesine teşekkür etti; 20 Mayıs 2012’de ise “mevcut sistem nasıl çalışıyorsa öyle çalıştı” diyerek sorumluluğun karar alma zinciri içinde dağıldığını savundu.
Oysa askeri ve idari işleyiş açısından vur emrini veren makamların bilinmemesi mümkün değildir. Buna rağmen siyasi ve askerî sorumluluk hiçbir zaman açığa çıkarılmadı.
Cezasızlık Politikası ve Kürt Meselesi
Roboski Katliamı, devletin Kürt meselesinde yıllardır sürdürdüğü güvenlikçi politikaların en ağır sonuçlarından biri olarak kayıtlara geçti. Nevala Qesaba ve 33 Kurşun Katliamı gibi geçmiş örneklerde olduğu gibi, sivillerin öldürüldüğü bu olayda da failler korunmuş, dosya cezasızlıkla sonuçlanmıştır.
Bugün sürdürülen “Barış ve Demokratik Toplum” tartışmaları, Meclis’e ve yürütmeye açık bir sorumluluk yüklemektedir:
Geçmişle yüzleşmek, hakikati açığa çıkarmak ve cezasızlık rejimini sonlandırmak.
Coğrafyada Roboski’de yaşananlar kader değildir. Adaletin sağlanması, yalnızca geçmişin hesabını görmek değil; yeni katliamların önüne geçebilmenin de eşiğidir.
Roboski’de hayatını kaybedenler:
Bedran Encü (12), Erkan Encü (13), Şivan Encü (14), Muhammet Encü (15), Bilal Encü (15), Aslan Encü (15), Adem Ant (15), Savaş Encü (15), Orhan Encü (15), Celal Encü (15), Fadıl Encü (16), Mahsum Encü (16), Şervan Encü (16), Cemal Encü (16), Cihan Encü (16), Vedat Encü (16), Karker Encü (16), Serhat Encü (17), Salih Encü (17), Özcan Uysal (18), Hüseyin Encü (19), Nevzat Encü (20), Hamza Encü (22), M. Ali Tosun (22), Selam Encü (22), Zeydan Encü (22), Yüksel Ürek (23), Salih Ürek (23), Nadir Alma (23), Seyithan Encü (23), Hüsnü Encü (27), Osman Kaplan (32), Şerafettin Encü (40), Selman Encü (40).
0 Yorum