0 Yorum | 6 dk okuma süresi

Şehir Kimin İçin Tasarlanıyor?

“Kaldırımlar, Yollar ve Görünmeyen Engeller”


Şehir Kimin İçin Tasarlanıyor?

Aynı Güzergâh, Farklı Deneyimler


Bir şehirde yürümek çoğu insan için sıradan bir gündelik faaliyet. Evden çıkmak, kaldırımda ilerlemek, karşıdan karşıya geçmek, toplu taşımaya binmek ve gidilecek yere ulaşmak…


Ancak aynı güzergâh, herkes için aynı deneyimi sunmuyor.

 

Gündelik Hayatı Çevreleyen Engeller


Kaldırıma park edilmiş bir araç, tekerlekli sandalye kullanan biri için geçişi imkânsız hale getirebilir. Rampası olmayan bir giriş, bir kamu binasına erişimi engelleyebilir. Sesli uyarısı bulunmayan bir geçit, görme engelli bir kişinin bağımsız hareket etmesini zorlaştırabilir. Bebek arabasıyla yürüyen bir ebeveyn veya hareket kabiliyeti sınırlı bir yaşlı da benzer engellerle karşılaşabilir.

 

Sayılar Ne Kadarını Anlatıyor?


Bu nedenle kent meselesi yalnızca yolların, binaların veya parkların sayısıyla açıklanamaz. Asıl soru, bu alanların kimler tarafından, hangi koşullarda ve ne ölçüde bağımsız kullanılabildiğidir.


Bir şehrin erişilebilirliğini yalnızca yeni kaldırımların veya rampaların yapılmasıyla ölçmek yeterli değil. Bir güzergâhın başından sonuna kadar kesintisiz kullanılabilir olması gerekiyor.

 

Tek Bir Rampa Yeterli Mi?


Örneğin bir binanın girişinde rampa bulunabilir. Ancak binaya giden kaldırım uygun değilse, yaya geçidinde güvenli geçiş sağlanmıyorsa veya toplu taşıma aracı kullanılamıyorsa bu tek düzenleme bağımsız erişim için yeterli olmayabilir.


Benzer biçimde, bir parkın bulunması herkesin o parktan yararlanabildiği anlamına gelmez. Parkın girişine ulaşmak, içeride hareket etmek, dinlenme alanlarını kullanmak ve gerekli temel hizmetlere erişmek de önemlidir.

 

Zincirin Tek Bir Noktası


Kentteki engeller bu nedenle birbirinden bağımsız sorunlar değil, birbirini tamamlayan bir zincirin parçalarıdır. Zincirin tek bir noktasındaki eksiklik bile bütün yolculuğu kesintiye uğratabilir.


Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'nin 9'uncu maddesi, engelli bireylerin bağımsız yaşayabilmesi ve yaşamın bütün alanlarına tam katılabilmesi için fiziksel çevreye, ulaşıma, bilgiye ve kamuya açık hizmetlere erişimin sağlanmasını öngörüyor.

 

Erişilebilirlik Bir Tercih Değil, Hak


Türkiye'de de 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve ilgili düzenlemeler erişilebilirliğin hukuki çerçevesini oluşturuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının açıklamalarına göre kamuya açık binalar, yollar, kaldırımlar, yaya geçitleri, açık alanlar, toplu taşıma araçları ve ilgili bilgi hizmetleri erişilebilirlik yükümlülükleri kapsamında bulunuyor.

 

Yükümlülükler Nasıl Uygulanıyor?


Ayrıca Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Yönetmeliği, kamuya açık yapılarda, açık alanlarda ve toplu taşıma araçlarında erişilebilirliğin izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin usulleri düzenliyor.


Dolayısıyla mesele yalnızca iyi niyetli bir şehircilik yaklaşımı değil. Hukuki yükümlülüklerin gerçek yaşamda nasıl uygulandığı da sorgulanmalı.

 

Bir Şehir Nasıl Sınanabilir?


Bir kentin erişilebilirliğini değerlendirmek için yalnızca genel açıklamalara veya proje sayısına bakmak yeterli değil. Günlük hayatta kullanılan güzergâhlar üzerinden somut bir inceleme yapılabilir.


Örneğin bir hastaneye ulaşım ele alınabilir. Evden çıkan bir kişinin kaldırıma erişiminden yaya geçidine, duraktan toplu taşıma aracına ve hastanenin girişine kadar karşılaştığı koşullar ayrı ayrı incelenebilir.


Aynı yöntem okullar, parklar, belediye binaları, kütüphaneler ve kültür merkezleri için de uygulanabilir.

 

Güzergâh Boyunca Sorulacak Sorular


Böyle bir incelemede şu sorular öne çıkar:


•    Kaldırımlar kesintisiz ve güvenli mi?
•    Rampalar uygun konumda ve kullanılabilir durumda mı?
•    Yaya geçitleri ve trafik sinyalleri farklı ihtiyaçlara cevap veriyor mu?
•    Toplu taşıma araçlarına bağımsız erişim mümkün mü?
•    Kamusal alanlarda dinlenme, yön bulma ve temel hizmetlere erişim sağlanıyor mu?
•    Bildirilen erişilebilirlik sorunları için denetim veya düzeltme kaydı bulunuyor mu?

 

Tek Sokak Bütünü Anlatmaz


Bu soruların yanıtları, bir kentin erişilebilirliğine ilişkin somut bir değerlendirme zemini oluşturabilir.


Ancak böyle bir ölçümün güvenilir olması için güzergâhların nasıl seçildiği, hangi kriterlerin kullanıldığı ve incelemenin ne zaman yapıldığı açıkça belirtilmeli. Tek bir sokakta karşılaşılan sorun bütün bir kentin durumunu kanıtlamaz; aynı şekilde birkaç uygun örnek de genel bir başarı sonucuna varmak için yeterli değildir.

 

Kimlerin İhtiyaçları Hesaba Katılıyor?


Kentlerin nasıl düzenleneceği çoğunlukla planlama, bütçe, ulaşım ve altyapı kararlarıyla belirleniyor. Fakat bu kararların gündelik hayatı doğrudan yaşayan kişilerle ne ölçüde birlikte alındığı da önemli.


Bir parkın nerede yapılacağı, bir yolun nasıl düzenleneceği veya toplu taşıma güzergâhının nasıl belirleneceği konusunda kullanıcıların deneyimleri karar süreçlerine yansıtılmadığında, teknik açıdan tamamlanmış bir proje günlük kullanımda yetersiz kalabilir.

 

Çocukların İhtiyaçları ve Katılımı


UNICEF'in çocuk odaklı şehir planlaması üzerine yayımladığı çalışmalar da kamusal alanların, yeşil alanların, güvenli hareket imkânlarının ve çocukların karar süreçlerine katılımının önemini vurguluyor. Bu yaklaşım, kentlerin yalnızca araçların veya binaların ihtiyaçlarına göre değil, kentte yaşayan insanların farklı ihtiyaçlarına göre de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

 

Kent Hakkı Neleri Kapsıyor?


Bu çerçevede kent hakkı, yalnızca bir yerde yaşama hakkıyla sınırlı değil. O yerde bağımsız hareket edebilmek, kamusal hizmetlerden yararlanabilmek ve toplumsal yaşama katılabilmek de bu tartışmanın parçası. Bir belediyenin kaç kilometre yol yaptığı veya kaç park açtığı önemli olabilir. Ancak bu veriler tek başına kentin herkes için kullanılabilir olup olmadığını açıklamaz.

 

Yerel Yönetimlerin Önündeki Soru


Daha anlamlı bir değerlendirme için erişilebilirlik denetimlerinin sonuçları, tespit edilen eksiklikler, giderilen sorunlar ve tamamlanmayı bekleyen düzenlemeler birlikte ele alınmalı.


Türkiye'deki mevzuat, erişilebilirlik denetimleri için bir çerçeve sunuyor. Bu nedenle yerel düzeyde yapılabilecek masa başı araştırmalarında belediyelerin faaliyet raporları, bütçeleri, ihale ve proje belgeleri, ilgili valilik komisyonlarının yayımlanmış bilgileri ve kamu kurumlarının açıklamaları karşılaştırılabilir.


Bu belgeler, yalnızca hangi çalışmaların yapıldığını değil, hangi sorunların hâlâ çözüm beklediğini de gösterebilir.

 


Herkese Açık Değilse Kamusal Mıdır?


Kentler yalnızca üzerinde yaşadığımız fiziksel alanlardan oluşmuyor. Aynı zamanda eğitim, sağlık, kültür, dinlenme, ulaşım ve toplumsal katılım imkânlarının paylaşıldığı yerler.


Bu alanlara erişim, insanların gündelik yaşamını ve bağımsızlığını belirliyor. Bir kişi sırf kaldırımdaki bir engel nedeniyle istediği yere gidemiyorsa, sorun yalnızca kaldırımın tasarımı değildir. O kişinin kamusal yaşama katılımı da sınırlanmış demektir.


Kentleri değerlendirirken sorulması gereken soru bu yüzden basit ama önemli:


Bir şehirde herkes yaşayabiliyor olabilir. Peki herkes o şehri aynı özgürlükle kullanabiliyor mu?

 

Jêhat Yılmaz
Dijital medya alanında çalışmalarını sürdürmekte. BanDor editörü olarak dijital içerikler üretmekte.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın