0 Yorum | 4 dk okuma süresi

Türkiye’nin Aynası Şakirpaşa

“Çukurova’nın Sıcağında Kalanlar”


Türkiye’nin Aynası Şakirpaşa

Uçakların Penceresinden Şakirpaşa


Adana Şakirpaşa Havalimanı’nın bir zamanlar yükselen uçaklarının penceresinden bakıldığında, aşağıda uzanan basık beton damlar, dar sokaklar ve birbirine yaslanmış bitişik nizam evler göze çarpardı. Modernitenin en hızlı sembolü olan uçaklar, yıllarca bu mahallenin çocuklarının başının üzerinden geçerken kentin tam ortasındaki Şakirpaşa, sosyo-kültürel olarak Adana’nın en uzak çeperlerinden biri olmayı sürdürdü.


Uçakların Sesi Kesildi, Eşitsizlik Kaldı


Havalimanı kapandı, belki uçakların sesi kesildi… Ancak mahallenin taşıdığı toplumsal eşitsizlikler ve dışlanmışlık ortadan kalkmadı.


Şakirpaşa, kamuoyuna yansıyan sorunların ardında, Türkiye’nin son elli yıllık göç, sanayileşme ve siyasallaşma tarihinin taştan ve betondan yazılmış somut bir özetidir. Mahallenin tarihsel evrimi, kentsel dönüşümün ve toplumsal kırılmaların izlerini kesintisiz bir akışla taşır.


Fabrika Düdükleri ve Pamuk İşçileri


1970’li yıllarda tekstil ve çırçır fabrikalarında çalışmak üzere çevre illerden gelen aileler, Şakirpaşa’nın ilk nüfus tabanını ve sınıf temelli ortaklığını inşa etti. Pamuk fabrikalarının düdükleriyle uyanan bu sokaklar, sendikal dayanışmanın ve sol ideolojinin kentsel alanda kök saldığı ilk merkez oldu.


Mahallenin İlk Dayanışma Kodları


Gecekondu yapımında imece usulüyle çalışan, kahvehanelerde memleket meselelerini tartışan bu ilk kuşak, mahallenin ortak toplumsal müktesebatını ve ilk dayanışma kodlarını belirledi.


Kimlik, Göç ve Yerinden Edilme


1990’lara gelindiğinde Kürt illerinden yaşanan yoğun ve zorunlu göç dalgası, Şakirpaşa’nın sosyolojik yapısında köklü bir dönüşüme yol açtı. Savaşın ve zorunlu yerinden edilmenin etkisiyle Adana’ya gelen aileler, kentin mevcut yoksulluk koşulları içinde barınma, istihdam ve toplumsal yaşama katılma sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.


Mekansal Ayrışma ve Gettolaşma


Mekansal yoğunlaşma ve toplumsal dışlanma, mahallenin kentle kurduğu ilişkileri yeniden şekillendirirken kimlik ve siyaset de bu sürecin belirleyici unsurları haline geldi. Şakirpaşa bu dönemde sokak eylemleri, barikatlar ve güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalarla anılırken, yoksulluk ve mekansal ayrışmanın derinleşmesi mahallede gettolaşma eğilimlerini güçlendirdi.


Eşitsizliklerin İç İçe Geçtiği Mekan


Böylece mahalle, yalnızca göçün yoğunlaştığı bir yerleşim alanı olmaktan çıkarak kentsel eşitsizliklerin, siyasal gerilimlerin ve toplumsal dışlanmanın iç içe geçtiği bir mekana dönüştü.


Kuralsızlık ve Yeni Sınıf


Bugün ise ne 70’lerin işçi dayanışması ne de 90’ların o sert, ideolojik sokak örgütlülüğü varlığını koruyabilmiştir. Devletin güvenlik politikalarıyla siyasal örgütlülüğün alanı daralırken, ekonomik durumunu düzelten eski ailelerin kuzeye taşınması mahallenin ortak toplumsal bağlarını zayıflattı.


Gençlerin Sıkıştığı İki Ekonomi


İdeolojinin boşalttığı alanı kronik işsizlik, gelecek kaygısı ve uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı suç ağları doldururken genç nüfus, yasal ekonomi ile suç ekonomisi arasında sıkışıp kaldı.


Dayanışma Çözülürken Suç Nasıl Güçleniyor?


Ancak burada daha derin bir soruyla karşı karşıyayız. Geçmişte devrimci örgütlülüğün güçlü olduğu mahallelerde kolektif dayanışma ilişkileri çözülürken, suç ekonomisinin hangi koşullarda güç kazandığı yeterince sorgulanıyor mu?


Devlet, Güvenlik ve Suç Ağları


Türkiye’nin yakın tarihi, devlet içindeki bazı unsurlarla organize suç çevreleri arasında belgelenmiş ilişkilerin varlığını gösteriyor. Bu tarihsel gerçeklik, her mahalledeki suç yapılanmasının devlet eliyle kurulduğunu kanıtlamaz belki… Fakat devletin güvenlik politikaları, siyasal muhalefetin bastırılması ve suç ağlarının güç kazanması arasındaki ilişkinin araştırılmasını gerekli kılar.


Dönüşümün Koşullarını Sorgulamak


Bir mahallede devrimci örgütlülük gerilerken suç ekonomisi genişliyorsa, yalnızca ortaya çıkan sonucu değil, bu dönüşümün hangi toplumsal ve siyasal koşullarda gerçekleştiğini de sorgulamak gerekir.


Eskiden örgütlü eylemlerle kenti sarsan bu çeper, şimdilerde neoliberalizmin en ağır faturasını lümpenleşme ve kuralsızlık sarmalıyla ödüyor.


Kendi Hayatı Üzerinde Söz Hakkı


Sonuç olarak, Şakirpaşa’nın hikayesi, yoksulluğun nasıl yönetildiği kadar, yoksulların kendi hayatları üzerindeki söz hakkını nasıl kaybettiğinin de hikayesidir. Dün eşitlik talebiyle sokağa çıkan insanların yaşadığı mahallelerde bugün suç ekonomisi büyüyorsa, mesele yalnızca toplumsal çözülme değil, o çözülmeyi mümkün kılan siyasal ve ekonomik düzenin kendisidir.

 

A.Ruken Yrt



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın