25 Kasım: Bir devlet suikastı
Üç kardeşin bedenleri bir cipin içine konulup uçurumdan atılarak infaz “kaza” gibi gösterilmeye çalışıldı. Fakat bedenlerindeki işkence ve boğulma izleri gerçeği ortaya çıkardı. Bu suikast, Dominik halkında öfkeyi ateşledi ve yıllar sonra 25 Kasım, Latin Amerika feminist hareketlerinin öncülüğünde “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü”ne dönüştü. 1999’da BM tarafından küresel olarak kabul edildi.
Minerva Mirabel
Trujillo diktatörlüğüne en açık meydan okumayı yapan kardeşti. Hukuk eğitimi ve 14 de Junio hareketindeki rolü onu rejimin doğrudan hedefi yaptı. Trujillo’nun Minerva’ya yönelik kişisel takıntısı yıllarca baskıya dönüştü.
25 Kasım 1960’ta cezaevi ziyaretinden dönerken kardeşleriyle birlikte yolda durduruldu. Rejimin özel birimleri Minerva’yı ağır şekilde dövdü; yüzüne ve kaburgalarına uygulanan şiddet ölümcül boyuttaydı. Sonunda boğularak öldürüldü; infazın yöntemi, onun “susturulması gereken siyasi beyin” olarak görüldüğünü gösteriyordu.
Patria Mirabel
Ailenin en sakin görünen ama toplumsal sorumluluk duygusu en güçlü üyesiydi. 25 Kasım saldırısında kardeşlerini korumak için kendini öne attı.
İnfaz sırasında sırtına ve başına yoğun şiddet uygulandı; kafatasındaki kırıklar ölüm nedeniydi. Patria’nın ölümü, kadınların hem fikirleri hem de direnme refleksleri nedeniyle tehdit sayıldığının çarpıcı bir göstergesiydi.
María Teresa Mirabel
Kardeşlerin en genci ve hızla radikalleşen politik sesi oldu. Günlükleri, dönemin baskı ortamını saklayan eşsiz tanıklıklardı.
25 Kasım’da göğüs bölgesine ve kaburgalarına ağır darbe aldı; boğularak öldürüldü. Genç yaşına rağmen devlet onu “örgüt zincirinin parçası” saymıştı.
Sakine Cansız
9 Ocak 2013’te Paris’te Kürt siyasi aktivist Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile birlikte suikast sonucu öldürüldü. Suikastın faili Ömer Güney’dir. Güney, 2016 yılında cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmiştir. Olay, Kürt siyasi hareketine yönelik organize bir saldırı olarak değerlendiriliyor ve soruşturmanın bazı bölümlerine “devlet sırrı” şerhi konmuştur.
Konca Kuriş
Mersin doğumlu Konca Kuriş (d. 1961), Müslüman feminist, yazar ve araştırmacıydı. 16 Temmuz 1998’de evinin önünden kaçırıldı ve yaklaşık 35 gün boyunca Türkiye Hizbullahı üyeleri tarafından işkence gördü. Bodrum’da domuz bağıyla bağlanarak öldürüldü. Cesedi 23 Ocak 2000’de Konya’da bulundu; otopsi raporuna göre öldürüldükten 8–10 ay sonra ortaya çıktı. Olay, kadın hakları, İslamcı feminizm ve Türkiye’deki radikal örgütler tartışmalarını derinden etkiledi.
Taybet İnan
19 Aralık 2015’te özel harekât polislerinin açtığı ateş sonucu Şırnak Silopi’de, evinin önünde 10 kurşunla katledildi ve cenazesinin alınmasına 7 gün boyunca izin verilmedi. Anayasa Mahkemesi (AYM), Taybet İnan’ın “yaşam hakkı” ihlali başvurusunu süre aşımı gerekçesiyle reddetti. AİHM’e (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) başvuru planlanıyor. Mevcut kaynaklara göre Taybet İnan davasında polis memurları hakkında net bir mahkûmiyet kararı bulunmamaktadır.
Jîna Mahsa Amini
İran’da ahlak polisinin “başörtüsü takmadığı” gerekçesiyle gözaltına almasının ardından polis işkencesi sonucu hayatını kaybetti.
Iryna Zarutska
Ukrayna’daki savaştan kaçarak ABD’ye göçen Iryna Zarutska, 22 Ağustos’ta North Carolina’nın Charlotte kentinde bir trende seyahat ederken Decarlos Brown adlı bir erkek tarafından vahşice katledildi. Brown’un daha önce 14 ağır suç kaydı olduğu belirtilmiştir.
Özgecan Aslan
Mersin’de 11 Şubat 2015’te minibüs şoförü A.S.A. (26), minibüste Özgecan Aslan’a tecavüz etmeye çalışmış; direnen kadını öldürmüş ve babası N.A. (50) ile arkadaşı F.G. (20) yardımıyla cesedi, zanlının DNA örneği kalmaması için ellerini kestikten sonra ormanlık bölgede yakmıştı.
Pınar Gültekin
Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin, 16 Temmuz 2020’de kaybolduktan sonra Muğla’nın Yerkesik Mahallesi’ndeki ormanlık alanda cansız bulundu. Fail Cemal Metin Avcı tarafından kıskançlık bahanesiyle öldürüldü; cesedi benzinle yakmaya çalıştı. İlk mahkemede haksız tahrik indirimiyle 23 yıl hapis verildi; ailenin itirazı üzerine istinaf mahkemesi kararı bozdu ve Avcı’yı ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırdı. Ancak Yargıtay, “tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme” suçunu bozarak, “niteliksiz kasten öldürme ya da eziyet çektirerek öldürme” suçu kapsamında haksız tahrik uygulanmasına karar verdi.
Emine Bulut
38 yaşındaki Emine Bulut, 18 Ağustos 2019’da boşandığı eski eşi tarafından bir kafede boğazından bıçaklanarak öldürüldü. Bulut’un kanlar içinde can çekiştiği sırada söylediği “Ölmek istemiyorum” sözleri ve 10 yaşındaki kızının “Anne ölme” diye feryat etmesi, olay yerinde bulunan bir kişi tarafından görüntülendi.
İlayda Alkan
8 Mart 2024’te İzmir’in Konak ilçesinde 20 yaşındaki İlayda Alkan, annesi Oya Tarhan ile birlikte bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırgan Yunus Yılmaz (32), annesinin ifadesine göre İlayda’ya sözlü tacizde bulunduktan sonra aniden saldırdı. Aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan İlayda hastanede yaşamını yitirdi; annesi Oya Tarhan yaralandı. Mahkeme, Yunus Yılmaz’a İlayda’yı öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, annesini yaralamaktan ise 18 yıl hapis cezası verdi.
İpek Er
Batman’da yaşayan İpek Er (d. 2002), Türk ordusunda uzman çavuş olan Musa Orhan tarafından kaçırıldığı ve cinsel saldırıya uğradığı iddialarıyla gündeme geldi. Ailesinin şikâyeti sonrası yaşadığı travma nedeniyle 16 Temmuz 2020’de intihar girişiminde bulundu ve 18 Ağustos 2020’de hayatını kaybetti. Musa Orhan, “İpek Er’i cinsel saldırı sonucu intihara sürüklemek” suçundan yargılanarak 10 yıl hapis cezası aldı. Ancak Orhan, mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrolle serbest bırakıldı. Olay, Türkiye’de kadın hakları, askeri suçlar ve yargı sistemi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Leyla Şaylemez
9 Ocak 2013’te Paris’te Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda aktivistler Leyla Şaylemez, Sakine Cansız ve Fidan Doğan suikast sonucu öldürüldü. Saldırgan Ömer Güney’in MİT bağlantılı olabileceği iddia edildi. Güney, 2016’da cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti; bu nedenle davada gerçek sorumlulara ulaşmak zorlaştı. Olayla ilgili soruşturmaya “devlet sırrı” şerhi konduğu belirtiliyor. Leyla Şaylemez’in babası Fransa’yı da katliamda sorumlu tutuyor. Suikast, Kürt siyasi hareketine yönelik organize bir saldırı olarak değerlendiriliyor.
Fidan Doğan
9 Ocak 2013’te Paris’te Kürt siyasi aktivist Fidan Doğan, Leyla Şaylemez ve Sakine Cansız ile birlikte suikast sonucu öldürüldü. Saldırgan Ömer Güney’in MİT bağlantılı olabileceği iddia edildi. Güney’in 2016’da cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi soruşturmanın arkasındaki gerçek sorumlulara ulaşılmasını zorlaştırdı. Olay, Kürt siyasi hareketine yönelik organize bir saldırı olarak değerlendiriliyor ve soruşturmanın bazı bölümlerine “devlet sırrı” şerhi konmuştur.
Dilek Doğan
18 Ekim 2015’te İstanbul Sarıyer’de polis baskını sırasında özel harekât polisi Y.M., “galoş giy” uyarısına tepki gösterdiği gerekçesiyle Dilek Doğan’ı göğsünden vurarak ağır yaraladı. Doğan, 25 Ekim 2015’te hayatını kaybetti. Y.M. “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı; ceza Yargıtay’da onanırsa, polis yalnızca 45 gün cezaevinde kalacak. Ailesi, adaletin sağlanmadığını belirterek dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıkladı. Olay, Türkiye’de polis şiddeti ve kadın güvenliği tartışmalarını gündeme taşıdı.
İkbal Uzuner
19 yaşındaki İkbal Uzuner, 4 Ekim 2024’te İstanbul’daki Edirnekapı surlarında vahşice öldürüldü. Olayın faili, aynı yaşta olan Semih Çelik’ti. Yarım saat arayla başka bir kadını, Ayşenur Halil’i de öldürdü. Semih Çelik, İkbal Uzuner’i surlara götürdükten sonra ona şiddet uyguladı, vücuduna zarar verdi ve başını surlardan aşağı attı. Olaydan kısa bir süre sonra Çelik, kendisi de surlardan atlayarak intihar etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, zanlının intiharı nedeniyle soruşturmayı “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla kapattı.
Ayşenur Halil
19 yaşında genç bir kadındı. 4 Ekim 2024’te İstanbul’da, İkbal Uzuner cinayetinden yaklaşık yarım saat sonra öldürüldü. Olayın faili yine Semih Çelik’ti. Semih Çelik, Ayşenur Halil’e de şiddet uyguladıktan sonra hayatına son verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, zanlının intiharı nedeniyle Ayşenur Halil cinayetiyle ilgili soruşturmayı “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla kapattı.
Deniz Poyraz
17 Haziran 2021 sabahı HDP İzmir İl Başkanlığı binasına silahlı saldırı düzenlendi. O sırada binada yalnız bulunan 38 yaşındaki Deniz Poyraz, saldırgan Onur Gencer tarafından hedef alınarak silahla vurularak katledildi. Saldırı mesai başlamadan önce gerçekleştiği için bina büyük ölçüde boştu. Gencer, binaya girdikten sonra ateş açarak Deniz Poyraz’ı öldürdü ve kısa süre sonra polis tarafından olay yerinde yakalandı. Yargılama süreci sonucunda Onur Gencer’e kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Bunun yanı sıra, “mala zarar verme”, “konut dokunulmazlığını ihlal” ve “ateşli silah kanununa muhalefet” suçlarından toplam 9 yıl ek hapis cezası aldı.
Hande Kader
Ağustos 2016’da trans kadın ve LGBTİ+ aktivisti Hande Kader, İstanbul’da vahşice öldürüldü. Kader yakılarak katledildi ve cansız bedeni Zekeriyaköy yol kenarında bulundu. Cinayetle ilgili bir kişi tutuklanmış olsa da dava sürecinde net bir mahkûmiyet kararı çıkmadı; iddianame dahi hazırlanmadı. Bu nedenle fail hakkında bir mahkûmiyet bulunmamaktadır.
Şule Çet
29 Mayıs 2018’de Ankara’da bir plazanın 20. katından atılarak öldürülen 23 yaşındaki Şule Çet, patronu Çağatay Aksu ve arkadaşı Berk Akand tarafından alıkonularak cinsel saldırıya uğradı; ardından pencereden atılarak katledildi. Çağatay Aksu, kasten öldürme suçundan müebbet hapis; cinsel saldırı suçundan 10 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmaktan 2 yıl 6 ay olmak üzere toplamda yaklaşık 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Berk Akand ise suçlara yardım ve diğer fiillerden dolayı 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı.
Ayşe Tokyaz
22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz, eski polis memuru sevgilisi Cemil Koç tarafından öldürüldü. Tokyaz’ın cesedi bir valize konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakıldı. Soruşturma sırasında, başına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü ve cesedinin valize konulduğu tespit edildi. Koç hakkında iddianamede, tasarlayarak ve canavarca hisle öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor. Olayla bağlantılı bazı polis memurları için de 8’er yıla kadar hapis istemi bulunuyor. Sanıklar şu anda tutuklu.
Cihan Bilgin
19 Aralık 2024’te Türkiye’ye ait silahlı insansız hava aracı (SİHA) tarafından, saat 15.20 sularında Tişrîn Barajı ile Sirîn beldesi arasındaki yolda gazetecilerin bulunduğu aracı hedef alması sonucu hayatını kaybetti. Saldırıda Daştan ve Bilgin hayatını kaybetti. Cihan Bilgin’in ölümüne ilişkin herhangi bir devlet ya da kişi yargılanmadı; olay çatışma ortamında yaşamını yitiren gazeteciler arasında kayda geçti ve uluslararası basında dikkat çekti.
Gülistan Tara
23 Ağustos 2024’te Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye ilçesinde Türkiye’ye ait bir SİHA saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Saldırı insansız hava aracıyla gerçekleştirildiği için olayın fail olarak Türk devleti gösterilmektedir. Bu olayla ilgili klasik bir mahkeme süreci veya mahkûmiyet kararı bulunmamaktadır. Gülistan Tara’nın ölümü, bölgedeki sivillere yönelik saldırılar ve gazetecilerin, aktivistlerin hedef alınması konusundaki uluslararası eleştirilerin odağı oldu ve geniş toplumsal tepkiye yol açtı.
Hêro Bahadîn
23 Ağustos 2024’te Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye ilçesinde Türkiye’ye ait bir SİHA saldırısı sırasında hayatını kaybetti. Saldırının fail olarak Türkiye’ye ait insansız hava araçları (SİHA’lar) gösterildiği bildirildi. Hêro Bahadîn’in ölümü, bölgedeki sivillere ve aktivistlere yönelik saldırılar bağlamında uluslararası kamuoyunda dikkat çeken vakalardan biri olarak kayda geçti.
Nagihan Akarsel
4 Ekim 2022 tarihinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Süleymaniye kentindeki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu suikastla öldürüldü.
Rojin Kabaiş
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisiydi. Diyarbakır’dan Van’a eğitim için gelmişti. 27 Eylül 2024’te kayboldu; 18 günlük aramanın ardından cesedi 15 Ekim 2024’te Van Gölü’nün Molla Kasım Köyü sahilinde bulundu. Ailesinin adalet arayışı sürüyor.
Junko Furuta
1988 yılının sonlarında dört genç erkek tarafından kaçırılan, 44 gün boyunca işkence, tecavüz ve ağır istismara maruz kalan 17 yaşında bir Japon lise öğrencisidir. Olay, modern Japonya'nın savaş sonrası tarihindeki en dehşet verici ve acımasız suç vakalarından biri olarak kabul edilir.
0 Yorum