gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 4 dk okuma süresi

Gayrettepe Davası:

29 Can İhmal Zinciri ve Bitmeyen Adalet Arayışı


Gayrettepe Davası:

Bir “Kaza” Değil, Göz Göre Göre Gelen Felaket


2 Nisan 2024’te Gayrettepe’deki Masquerade gece kulübünde çıkan yangında 29 işçinin yaşamını yitirmesi, bir işçi katliamı olarak hafızalara kazındı. O günden bu yana geçen iki yıl, yalnızca takvimi değiştirdi; ne acıyı hafifletti ne de adalet duygusunu güçlendirdi.


Mahkeme salonlarında yaşananlar ise Türkiye’de iş cinayetlerinin gerçeğini bir kez daha ortaya koydu: Bu ölümler ne münferit ne de kaçınılmaz. Aksine, göz göre göre gelen ve adım adım örülen bir ihmaller zincirinin sonucu.

 

Bir Babanın Sözleri: Yalnızca Yas Değil, Bir İddia


Efe Demir’in babası Adem Demir’in duruşmada kurduğu cümleler, yalnızca bir babanın yasını değil, yaşanan sürecin ağırlığını da ortaya koyuyor.


Üç yıl uğraşılarak dünyaya gelen bir çocuğun birkaç saniye içinde hayattan koparılması, basit bir “kaza” ile açıklanamaz. Dosyaya giren bilgiler, yangının önlenebilir olduğunu açıkça gösteriyor.

 

İhmalin Anatomisi: Kapalı Kapılar, Eksik Denetimler


Dosyadaki bulgular, ihmaller zincirini somut biçimde ortaya koyuyor:


•    Yıllar önce yapılan şikâyetlere rağmen kapatılan acil çıkışlar açılmadı. 
•    Ruhsat süreçlerinde eksik belgeler görmezden gelindi. 
•    İtfaiye raporları ya alınmadı ya da gereği gibi uygulanmadı. 
•    Tadilat süreci izinsiz ve denetimsiz şekilde yürütüldü. 
•    Kullanılan malzemelerin yangının yayılmasına ve zehirli gaz oluşumuna neden olduğu belirtildi. 
•    Güvenlik sistemlerinin yangın anında yeterli şekilde çalışmadığı tespit edildi. 


Tüm bu bulgular, yangının “kaçınılmaz” değil, önlenebilir bir felaket olduğunu ortaya koyuyor.

 

Bilirkişi Raporu: Sorumluluk Yalnızca İşletmede Değil


Dosyadaki bilirkişi değerlendirmeleri, yalnızca işletme içindeki ihmallere değil, ruhsat ve denetim süreçlerine de işaret ediyor.


İş yerinin faaliyet göstermesine onay veren süreçlerde yangın güvenliği açısından gerekli kontrollerin eksik bırakıldığı; itfaiye raporları ve ruhsat işlemlerinde sorumluluğu bulunan bazı belediye yetkilileri ile kamu görevlilerinin kusurlu olduğu belirtiliyor.


Raporda:


•    2018 ve 2020 yıllarında ruhsat süreçlerinde imzası bulunan bazı belediye yöneticileri “asli kusurlu” 
•    Daha önceki ruhsat süreçlerinde imzası bulunan bazı isimler ise “tali kusurlu” 
olarak değerlendirildi.


Ayrıca itfaiye denetimlerinde görev alan kamu görevlilerinin de gerekli kontrolleri tamamlamadığı ifade edildi. Bu tablo, olayın yalnızca işletme kaynaklı değil, denetim mekanizmalarının yetersizliğinden de kaynaklandığını gösteriyor.

 

Yargı Süreci: Tartışmalar ve Tepkiler


Tüm bu veriler ortadayken yargı sürecinin ilerleyişi de tartışma konusu olmaya devam ediyor.


•    Başlangıçta tutuklu olan bazı sanıklar tahliye edildi. 
•    Ailelerin işaret ettiği sorumluluk alanları genişletilmedi. 
•    Kamu görevlilerinin sorumluluğu hâlâ tam anlamıyla yargı sürecine yansıtılmadı. 
•    Bazı duruşmalarda ailelerin salona alınmaması eleştirilere neden oldu. 


Ailelerin en güçlü itirazı ise olayın “taksir” kapsamında değerlendirilmesine yönelik. Yapılan uyarılara rağmen önlem alınmaması ve risklerin bilinmesine rağmen faaliyetlerin sürdürülmesi nedeniyle, olayın “olası kast” kapsamında ele alınması gerektiği dile getiriliyor.

Benzer bir tablo, Dilovası’ndaki parfüm deposu yangını davasında da görülüyor. Bu dosyada da ruhsat, denetim ve kamu sorumluluğu tartışmaları öne çıkarken, sorumluluğun kapsamına ilişkin değerlendirmeler sürüyor.

 

Değişmeyen Tek Şey: Cezasızlık Döngüsü


Olayın yaşandığı dönemde Adalet Bakanlığı görevini Yılmaz Tunç yürütüyordu.


Gayrettepe’de 29 insanın yaşamını yitirmesinin üzerinden iki yıl geçti. Ancak değişen tek şey takvim oldu. İhmal zincirinin halkaları hâlâ görünmez, sorumlular ise büyük ölçüde cezasız.


İşletme sahipleri hatalarını gizlemeye çalıştı, kamu görevlileri uyarıları görmezden geldi, denetimsizlik ise 29 insanın hayatına mal oldu.


Bu dava yalnızca geçmişteki bir felaketin hesabı değil; aynı zamanda ihmallerin ve göz yummaların hâlâ sürdüğünün, adaletin geciktiğinin ve 29 canın kaybedildiğinin somut bir kanıtı.

 

Bandor Press



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın