“1991’in Siyasi Atmosferi Kürt Temsilinin Eşiği”
12 Eylül askeri darbesinin baskıcı iklimi sonrası ilk kez Kürt kimliğini açıkça temsil eden milletvekilleri Meclis’e girdi. Halkın Emek Partisi (HEP), 20 Ekim 1991 seçimlerinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile ittifak yaparak 22 milletvekili çıkardı. Türkiye tarihinde ilk kez Kürt kimliğini siyasal düzeyde temsil eden toplu bir varlık gösterdiler.
“Meclis’te Kürt Renkleri ve Kürtçe Yankı”
TBMM’nin açılışında yapılan yemin töreninde sıra Diyarbakır milletvekili Leyla Zana’ya geldi. Başında yeşil, sarı ve kırmızı renklerden oluşan bir bandaj vardı. Bu renkler, Kürt kimliğinin kültürel simgesi olarak biliniyordu. Zana, yeminini Türkçe tamamladıktan sonra şu sözleri Kürtçe söyledi:
“Li vê Sondê ji bo ser Navê Gelê Kurd û Tirk Xwend” (Bu yemini Türk ve Kürt halkları için ediyorum)
Meclis salonu bir anda karıştı. Milletvekilleri yuhaladı.
“Hatip Dicle Krizi Tekrarlatılan Yemin”
Kriz bununla da sınırlı kalmadı. HEP Diyarbakır milletvekili Hatip Dicle, Zana’nın ardından Meclis’te yemin ederken “Ben ve arkadaşlarım bu metni Anayasa’nın baskısı altında okuyoruz” ifadesini kullandı. Bunun üzerine Meclis Başkanı, yeminin “kanuna aykırı” olduğunu belirterek tekrar edilmesini istedi.
Bu yemin 4 kez tekralatıldı. Cumhuriyet tarihinin ilk “yemin krizi” olarak kayda geçen bu krizin yankısı günlerce devam etti
“Tarihte Kalan Bir Cümle”
6 Kasım 1991 günü Meclis kürsüsünde söylenen birkaç Kürtçe kelime, aradan 34 yıl geçmesine rağmen hala hafızalardan silinmedi. O günün genç Kürt kuşağı için Leyla Zana, “yasaklı dili meşru bir zeminde ilk kez konuşan kadın” oldu. Bugün Türkiye’de Kürtçe üzerindeki yasakların bir kısmı kalkmış olsa da, dilin eğitim, medya ve kamu alanlarında hala tam anlamıyla özgür olmadığı biliniyor
0 Yorum