Donald Trump’ın Grönland’ı “satın alma” yönündeki ısrarlı çıkışları, devletlerin ve halkların kaderinin büyük güçler tarafından nasıl metalaştırıldığını yeniden gündeme taşıdı. Tarih, doğrudan satın alma anlaşmalarından darbe desteklerine, petrol gaspından zorla yönetim değişikliğine kadar uzanan örneklerle dolu. Devletler bazen parayla, bazen darbeyle, bazen de doğrudan zorla ele geçirildi. Louisiana, Alaska, Kongo, Venezuela ve Grönland tartışması aynı zihniyetin ürünleri
Louisiana Satın Alımı (1803)
ABD’nin Fransa’dan 15 milyon dolar karşılığında Louisiana’yı satın alması, modern tarihin en bilinen toprak alım-satımıdır. Anlaşma, iki devlet arasında imzalandı; bölgede yaşayan halkların rızası gündeme dahi gelmedi. Bu hamle, ABD’nin emperyal bir kıta gücüne dönüşmesinin önünü açarken, paranın uluslararası siyasette nasıl bir genişleme aracına dönüştüğünü gösterdi.
Alaska’nın Satışı (1867)
Rusya’nın Alaska’yı ABD’ye 7,2 milyon dolara devretmesi, ekonomik zayıflık ile jeopolitik korkuların birleştiği bir satıştı. Yerel halkın iradesi yok sayıldı. Dönemin ABD basınında “boş toprak” olarak küçümsenen Alaska, bugün enerji ve askeri açıdan kritik bir bölge. Satış, kısa vadeli çıkarların uzun vadeli sonuçlarını ortaya koydu.
Danimarka Batı Hint Adaları (1917)
ABD, bugünkü ABD Virjin Adaları’nı Danimarka’dan 25 milyon dolar karşılığında satın aldı. Karar, Kopenhag ve Washington arasında alındı; ada halkının geleceği pazarlık masasında belirlendi. Bu örnek, kolonyal dönemde paranın, halkların kimliğini ve vatandaşlığını bir gecede değiştirebilen bir araç olarak kullanıldığını gösteriyor.
Gadsden Satın Alımı (1853)
ABD’nin Meksika’dan Arizona ve New Mexico’nun bir kısmını satın alması, “gönüllü satış” anlatısının arkasındaki askeri baskıyı açığa çıkarıyor. Savaş tehdidi altında imzalanan anlaşma, paranın tek başına değil güç ve zorla birlikte işlediğini kanıtladı. Meksika için bu süreç, egemenliğin aşındırılmasının sembollerinden biri oldu.
Kongo: Satın Alma Değil, Mülkleştirme
Kongo, resmen satılmadı; Belçika Kralı II. Leopold’un kişisel mülkü ilan edildi. Şirket mantığıyla yönetilen ülke, kauçuk ve maden uğruna milyonlarca insanın ölümüne sahne oldu. Bu örnek, “satın alma” fikrinin en uç ve en vahşi biçimini temsil ediyor: Devlet değil, bir halk mülk haline getirildi.
Venezuela: Satın Alma Yok, Gasp Var
Venezuela örneği, devletlerin her zaman parayla satın alınmadığını; bazen zorla ele geçirildiğini gösteriyor. ABD’nin Juan Guaidó’yu “geçici başkan” ilan etmesi, Maduro yönetimini devirmeye dönük girişimler ve ülkenin petrol varlıklarına fiilen el konulması bu sürecin parçalarıydı. Bu, modern çağda enerji kaynakları için uygulanan fiili devlet gaspının örneklerinden biri olarak kayda geçti.
Trump ve Grönland: Güncel Bir Emperyal Refleks
Trump’ın Grönland’ı satın alma isteği, geçmişin kolonyal reflekslerinin güncel bir yansıması. Grönland, nadir madenler, askeri üsler ve Arktik jeopolitiği açısından stratejik bir alan. Grönland halkı ve Danimarka yönetimi bu fikri açıkça reddetmesine rağmen, Trump’ın “isteriz” söylemi, büyük güçlerin hala halk iradesini tali gördüğünü ortaya koyuyor.
0 Yorum