Hüseyin Gedik kimdir ve müzik yolculuğu nasıl başladı?
1993 Dersim Mazgirt doğumluyum. 12 yaşıma kadar Dersim’de yaşadım, sonrasında Adana’ya yerleşmek durumunda kaldık. Ardından üniversite eğitimi için Bolu’ya geldim. Fakat Dersim’le ve köyümle ilişkim hiç bitmedi; orayla kurduğum doğal bağ hep devam etti.
Beni müziğe çeken başlıca etkenler; ailemin müzikle ilgilenmesi, babamın müzisyen olması, annemin sesini kullanma becerisi ve tınısıydı. Aynı zamanda nenemin Dersim bölgesindeki folklorik ezgileri kendine özgü biçimde icra etmesi de beni müziğe çeken etkenlerden biri oldu.
Dersim’den İstanbul’a uzanan yaşamınız ve aileniz müziğinizi nasıl etkiledi?
Müzikle içli dışlı bir aile olduğumuz için evde sürekli kilamlar söylenir ve bunlara enstrümanlarla eşlik edilirdi. Müzik, kendi doğal formuyla evimizde hep vardı. Bunun yanı sıra kirvemin dengbêj olması da aile içine doğrudan sirayet eden bir etki yarattı bende.
İstanbul’a gelince, çocukluğumdan itibaren bilinçaltıma işlenmiş geleneksel govend şarkılarını, özellikle unutulmaya yüz tutmuş ve artık hatırlanmayan folklorik ezgileri kayıt altına alma fikri oluştu. Bölgesel ve ulusal düzeyde Kürt kültürüne ve sanatına nasıl katkı sunabilirim içgüdüsü, müziğimin şekillenmesinde belirleyici rol oynadı.
Uluslararası İlişkiler eğitimi almanıza rağmen neden müziği seçtiniz?
Aslında hep müziğin içindeydim. Ancak o dönemde müzik eğitimi alma şansım olmadı ve Uluslararası İlişkiler okumak durumunda kaldım. Kendi içimde yaşadığım bazı kırılmaların ardından müziğe devam ediyorum.
Geleneksel Kürtçe eserleri nasıl buluyor ve yorumluyorsunuz?
Dersim-Dep (Peri Havzası) bölgesinde, Kurmanci konuşulan alanlarda derleme yapıyorum. Kürtçe eserlerin birçoğu, çocukluk dönemimden bugüne taşıdığım eserler.
Bölgede alan araştırmaları yapıyor, bilhassa yaşlılarımızın belleklerinde kalan eserler için halihazırda nispeten daha genç olan büyüklerimizden referanslar alıyorum. Kendim için tuttuğum bir video ve ses arşivi bulunuyor. Bu arşiv, yine bu bölgeden beslendiğim ve bu ezgileri hatırlayan kişilerden aldığım kayıtlardan oluşuyor.
Yayımladığınız eserlerin hikayesi nedir?
Dört eser yayımlama şansım oldu. Form itibarıyla bunlar klasik govend ezgileri ve kadınlı erkekli korolar halinde söylenirdi.
İçlerinde aşk, sevgi, bir kadını övme ve bir kadının günlük hayatından esintiler bulunuyor. Yer yer kadınların karşılaştığı zorlukları da ele alan, bunları doğa betimlemeleriyle güçlendiren ve aynı zamanda Kürt-Alevi geleneğinden motifler taşıyan kilamlar.
Bunlarla birlikte gönülsüz evlenenler, ayrılmak zorunda kalanlar, geride hasret çekenler ve ayrılığın etkileri de eserlerin konularını oluşturuyor.
Emin Toktamış ile “Perperok” düeti nasıl ortaya çıktı? Bu tür düetler devam edecek mi?
Bu şarkı, politik atmosferin yoğun olduğu 1990’lı yıllarda ortaya çıkmıştı. Biz de Rojava’da mücadelesini yükselten ve faşizme karşı direniş gösteren halkımıza destek olmak amacıyla eseri yeniden seslendirmek istedik. Mücadelenin çok boyutlu olduğuna inanıyoruz.
Kayıt altına aldığımız ve yayımlanmayı bekleyen iki eserimiz daha var.
Şarkı üretmek ve dinleyiciye ulaşmak bağımsız bir müzisyen için ne kadar zor?
Şarkı üretmek günümüzde hem çok zor hem de çok kolay olabiliyor. Prodüksiyon süreçleri bizi çok zorluyor. Kendi imkanlarımızla üretimlerimize devam etmek zorunda kalıyoruz.
Dijitalleşme ve yapay zeka bu süreçleri çok kolay hale getirse de aynı sıcaklığı hissedemiyorum. Dinleyiciye ulaşmak da algoritmik hesapların etkisinde kalıyor. Üretimlerimizi teşhir ve dejenere etmeden, halkımızdan aldığımızı yine halkımıza sunduğumuz için bunun bir karşılığı olacağına inanıyorum.
Neden henüz bir albüm yayımlamadınız? Böyle bir planınız var mı?
Bir albüm projem var. Yine Dersim-Dep bölgesinin Kurmanci folklorik ezgilerinden oluşacak. Umarım önümüzdeki dönemde yayımlama şansımız olur. Böylece bölgenin diline, kültürüne ve folkloruna daha kompozisyonel bir katkı sunmak istiyorum.
Konserleriniz oluyor mu ve dinleyiciler müziğinize nasıl karşılık veriyor?
Ara ara konserlerim oluyor. Genel olarak dinleyiciyle kurduğumuz sinerjiden memnunum. Üstü tozlanmış şarkıları, doğal formundaki ruhunu ve heyecanını tahrip etmeden dinleyiciyle buluşturmam, beni dinlemeye gelenlerden olumlu tepkiler alıyor.
Yapay zekanın müziğe etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu durumu biraz korsan kaset ve albüm dönemine benzetiyorum. Müzisyenin emek süreçlerini ve yaratıcılığını göz ardı eden, müziği kısırlaştıran etkisi nedeniyle bu benzerliği kuruyorum.
Yapay zekanın yer yer kullanılmasında bir sakınca görmüyorum. Ancak bütünüyle kullanılmasını; sanattaki yaratıcılığı, estetiği ve emeği tümüyle yok ettiği için anlamlı bulmuyorum.
Yapay zekanın etkisinin nereye varacağı muamma. Ancak müzisyenin doğrudan sanatın merkezinde ve görünür olması bence daha çekici ve anlamlı.
0 Yorum