gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 2 dk okuma süresi

Kadir İnanır:

“Helal Olsun Kadir Abi”


Kadir İnanır:


Deli Kadir’den Tatar Ramazan’a
Türkiye sinemasının yarım asırlık çınarı Kadir İnanır, sadece canlandırdığı sert ve tavizsiz karakterlerle değil; adalet arayışı, toplumsal gerçekçi duruşu ve barışa olan inancıyla da bu topraklarda silinmez bir iz bıraktı. Selvi Boylum Al Yazmalım'ın İlyas’ı, Kabadayı filmlerinin Deli Kadir’i Tatar Ramazan’ın adaleti, sinemamızın "Kadirizm" efsanesi artık kültürel mirasımızın en gururlu sayfasında yaşıyor.




Fatsa’dan Yeşilçam’ın Zirvesine Bir Hayat
15 Nisan 1949’da Ordu’nun Fatsa ilçesinde dünyaya gelen Kadir İnanır, 1968 yılında adım attığı sinema dünyasında kısa sürede kendi ekolünü yarattı ve başrol oyunculuğuna yükseldi. Yarım asrı aşan görkemli kariyerinde yüzlerce film ve televizyon yapımına hayat veren usta sanatçı; Selvi Boylum Al Yazmalım, Dila Hanım, Yılanların Öcü ve Tatar Ramazan gibi başyapıtlarla hafızalara kazındı. Özellikle Türkan Şoray ile yakaladığı eşsiz sinema ortaklığı, Türkiye sinema tarihinin en unutulmaz, en büyülü ekran birlikteliği olarak kültleşti.

 

 

"Kadirizm": Sert, İlkeli ve Ezilenlerin Yanında
Kariyeri boyunca sayısız ödüle layık görülen İnanır, beyaz perdede sadece bir jön değil; dönemin toplumsal gerçekçi sinema anlayışının en güçlü taşıyıcılarından biri oldu. Canlandırdığı sert, tavizsiz ama bir o kadar da adil ve toplumun ezilen kesimlerini koruyan karakterler, Türk halkının adalet duygusuyla özdeşleşti. Oyunculuğunun yanı sıra yönetmen koltuğuna da oturan sanatçı, sinemayı toplumsal bir ayna olarak gördü ve bu mirası titizlikle işledi.

 

 

Toplumsal Uzlaşı ve Barışın Aktörü
Kadir İnanır, büyük sanat yaşamının yanı sıra Türkiye’nin barış, demokrasi ve toplumsal uzlaşı arayışlarında da her zaman elini taşın altına koyan bir aydın oldu. Kürt meselesinin demokratik ve insani yollarla çözülmesi gerektiğini her platformda cesaretle savundu. 2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinde, toplumsal barışın tesisi için sivil toplum buluşmalarında ve diyalog girişimlerinde aktif roller üstlendi, farklı kesimler arasında köprü oldu. Silahların susması, sorunların şiddetle değil; hukuk, demokrasi ve karşılıklı diyalogla çözülmesi gerektiğine olan inancını hayatının sonuna kadar korudu. Türkiye sinemasının ve toplumsal hafızasının bu dev çınarı, hem sanatıyla hem de barışa adanmış yüreğiyle asla unutulmayacak.

 

Bandor Press



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın