28 Şubat 2026’da patlak veren çatışma; petrol kuyuları, Körfez güvenliği ve enerji koridorları gibi klasik bir güç mücadelesi gibi görünse de, füzelerin ve askeri stratejilerin ötesinde insanlığın sonunu getirmeyi arzulayan oldukça karanlık motivasyonlar barındırmaktadır.
İSRAİL: Tapınağı Kurmak İçin Yıkımı Bekleyenler
•İnanç Grubu: Süreci kendi elleriyle hızlandırmak isteyen radikal bir azınlık dümenindedir.
•Listenin En Tehlikeli Maddesi: Beklenen kurtarıcının yeryüzünde cenneti kurabilmesi için Süleyman’ın Tapınağı’nın, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yere yeniden inşa edilmesi şartı.
•Stratejik Beklenti: Tüm dünya onlara karşı birleştiğinde ve en çaresiz anı yaşadıklarında, bekledikleri gücün gökten inip tüm düşmanlarını yok edeceği inancı hakimdir. Uluslararası hukuk ve sivil ölümleri, bu "ilahi plan" karşısında hükümsüzdür.
ABD: Okyanus Ötesindeki Kıyamet Destekçileri
•İlahi Liderlik: 5 Mart’ta ellerini Trump’ın omuzlarına koyan din adamlarının ilan ettiği gibi, liderler sadece seçilmiş değil, "meshedilmiş" kabul edilmektedir.
•Radikal Hristiyan Akımı: Ortadoğu’daki kanı bir jeopolitik sorun değil, İsa’nın dönüşü için verilen kutsal bir mücadele olarak kodlamaktadırlar.
•Kara Mizah Detayı: Bu grup, İsrail’in beklediği kurtarıcının aslında dünyayı yönetecek karanlık bir lider (Deccal) olduğuna inanmakta; ancak kendi kurtarıcılarının geri dönüp onları gökyüzüne çıkarması için karşı tarafın dini hikâyesindeki o "kan gölü" sahnesinin gerçekleşmesini arzulamaktadır.
İRAN: Kaostan Doğacak Adaleti Bekleyenler
•Şii Eskatolojisi: ABD ve İsrail’i şeytanın yeryüzündeki yansımaları olarak görmekte, onlarla savaşmayı Mehdi’nin geri dönmesi için gereken zemini hazırlamak olarak tanımlamaktadır.
•Kaosun Gerekliliği: Dünyanın adalete boğulması için önce tamamen adaletsizlik, zulüm ve büyük bir kaos içine düşmesi gerektiğine inanılmaktadır.
•Psikolojik Bağışıklık: İnançları uğruna ölmeyi yüce bir mertebe gördüklerinden, bu yapı ölüme ve acıya karşı adeta bağışıklık kazanmıştır.
Sistemik Kısır Döngü
Birbirini bir kaşık suda boğmak isteyen bu üç can düşmanı, aslında birbirlerine mecburlar. Her üç taraf da mevcut dünyanın yıkılıp gitmesini istiyor ve olayların merkezine Kudüs’ü koyuyor. Ve nihayetinde Silahları ateşleyen şey para ve güç hırsı olabilir; ancak namlunun ucunu Kudüs’e çeviren ve ölümü sevimli gösteren şey, herkesin kendi inandığı ilahi sonu bir an evvel yeryüzüne indirme sevdasıdır. 2026’daki bu savaş, insanlığı kendi kıyamet senaryolarına mahkûm etmek isteyen karanlık siyasetlerin savaşıdır.
0 Yorum