Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin (BAM) 21 Mayıs 2026'da aldığı tarihi "Mutlak Butlan" kararı, Türk siyasetinde kelimenin tam anlamıyla bir yargı ve siyaset depremi yarattı. Bu karar, muhalefeti adeta felç etme noktasına getiren uzun soluklu bir siyasi mühendislik hikayesinin en radikal halkasıdır.
AKP Ne Yapmaya Çalışıyor?
İktidarın uzun süredir yürüttüğü strateji, muhalefeti "hukuk eliyle parçalamak ve karar alamaz hale getirmek" üzerine kuruludur. Bu hikayenin köşe taşları adım adım şöyle örüldü:
• Yerel Seçim Sonrası Şok: CHP’nin birinci parti çıktığı seçimlerin ardından iktidar, geleneksel siyaset yöntemleriyle bu yükselişi durduramayacağını gördü.
• Belediyeler Üzerinden Kuşatma: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik "Ahmak Davası" yargı kıskacı, ardından CHP’li büyükşehir ve ilçe belediyelerine yönelik kayyum atamaları ve soruşturmalarla muhalefetin lojistik ve finansal gücü hedef alındı.
• İç Hesaplaşmayı Tetikleme: İstanbul İl Başkanlığı kongresi ve kurultay süreçlerine yönelik "haksız oy temini" (usulsüzlük/delege satın alma) iddiaları yargıya taşınarak CHP içinde bitmek bilmeyen bir "meşruiyet savaşı" körüklendi.
• Nihai Hedef: Muhalefeti kendi içine gömmek, kurumsal kimliğini mahkeme salonlarına hapsetmek, seçmende "Bunlar daha kendi partilerini yönetemiyor, ülkeyi nasıl yönetecekler?" algısı yaratarak erken seçim veya normal seçim potansiyelini yok etmek.
CHP İçin Alınan "Mutlak Butlan" Kararı Nedir?
Hukukta mutlak butlan (kesin hükümsüzlük), bir işlemin kurucu unsurlarında veya kanunun emredici hükümlerinde baştan itibaren öyle büyük bir sakatlık bulunmasıdır ki; o işlem hukuken hiç yapılmamış, doğmamış (yok) sayılır.
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi'nin kararına göre:
1. Her Şey Sıfırlandı: Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay ve ardından yapılan 6 Nisan 2025 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay "mutlak butlan" gerekçesiyle tamamen iptal edildi.
2. Yönetim Görevden Uzaklaştırıldı: Mevcut Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) üyeleri mahkeme kararıyla tedbiren görevden uzaklaştırıldı.
3. Kılıçdaroğlu Dönemi Geri Geldi: Mahkeme, partinin 38. Kurultay'dan önceki ayarlarına dönmesine hükmetti. Yani Kemal Kılıçdaroğlu ve eski parti yönetimi, hukuken yeniden CHP'nin resmi yönetimi ilan edildi.
Bu Karar Neye Mal Olur?
Bu karar sadece CHP içindeki bir liderlik yarışı değil, partinin ve Türkiye’nin geleceğini kilitleyen hukuki bir kaostur. Doğuracağı sonuçlar şunlardır:
• Çift Başlılık ve Meşruiyet Krizi: Özgür Özel yönetimi kararı "hukuk katliamı" ve "yok hükmünde" ilan ederek direniş başlattı (MYK olağanüstü toplandı, halk Genel Merkez'e çağrıldı). Öte yandan Kılıçdaroğlu yönetimi hukuken partinin tek yetkilisi konumuna getirildi. İki yönetimin de meşruiyet iddiası partiyi bölünmenin eşiğine getirebilir.
• Alınan Tüm Kararlar Tehlikede: Kurultayların iptal edilmesi, o tarihten bu yana Özgür Özel yönetiminin attığı tüm imzaları, belediye başkan adaylıklarını, parti ihraçlarını ve üyelik kabullerini hukuken tartışmalı (hatta geçersiz) hale getirebilir.
• Milletvekili Listeleri ve Seçim Riski: Eğer bu kararlar geriye dönük olarak zincirleme bir şekilde partinin tüm işlemlerini sakatlarsa, CHP’nin olası bir erken seçimde aday belirleme, YSK’ya liste sunma gibi en temel yasal süreçleri felç olur. Partinin seçime girme yeterliliği bile teknik tüzük tartışmalarının içinde boğulabilir.
• Seçmenin İnanç Kırılması: Ana muhalefet partisinin adliye koridorlarında, polis ve kayyum gölgesinde bir yönetim kavgasına kilitlenmesi, muhalif seçmende muazzam bir hayal kırıklığı ve "sandıkla hiçbir şey değişmiyor" umutsuzluğu yaratma riski taşımaktadır.
"Mutlak butlan" hamlesi, iktidarın muhalefeti sandıkta değil, adliyede tasfiye etme stratejisinin en tepe noktasıdır. CHP artık sadece dışarıdaki siyasi rakibiyle değil, mahkeme kararıyla tepesine oturtulan kendi geçmişiyle savaşmak zorundadır.
0 Yorum