Şeyh Mahmud Fevzi Medresesi
1800’lü yıllarda Palu’dan Hınıs’a gelen Şeyh Mahmud Fevzi Efendi tarafından kurulan Şeyh Mahmud Fevzi Medresesi, yalnızca bir din eğitimi kurumu değildi. Yüzlerce âlim yetiştiren, Kürdistan’ın farklı bölgelerinden öğrencileri bir araya getiren ve güçlü bir ilmî gelenek oluşturan önemli bir eğitim merkeziydi. Şeyh Said başta olmak üzere birçok tanınmış din âlimi burada eğitim gördü, ders verdi ve yeni talebeler yetiştirdi. Dönemin şartları düşünüldüğünde bu medrese, günümüz üniversitelerinin üstlendiği birçok görevi yerine getiren önemli bir ilim merkezi olarak öne çıkıyordu.
Yalnızca Din Eğitimi Vermiyordu
Şeyh Mahmud Fevzi Medresesi’nde tefsir, hadis, fıkıh ve kelam gibi İslami ilimlerin yanında mantık, belagat, münazara ve Arap dili de okutuluyordu. Eğitimini tamamlayan talebelere icazetname verilerek farklı şehirlerde ders okutmalarına izin veriliyordu. Bu sayede Hınıs’ta yetişen birçok âlim Palu, Piran, Muş, Bitlis, Hizan, Norşin, Cizre ve Kürdistan’ın farklı bölgelerinde yeni medreseler kurarak aynı geleneği sürdürdü. Böylece medreseler arasında güçlü bir ilmî ağ oluştu ve bilgi kuşaktan kuşağa aktarıldı.
Kürtçenin Korunduğu İlim Merkezleri
Kürt medreselerinin en dikkat çekici özelliklerinden biri eğitim yöntemiydi. Dersler klasik medrese geleneğine uygun olarak Arapça eserlerden okunurken, derslerin açıklamaları, ilmî münazaralar ve tartışmalar çoğunlukla Kürtçe yapılıyordu. Bu durum Kürtçenin yalnızca günlük konuşma dili olarak değil, aynı zamanda düşüncenin, ilmin ve edebiyatın dili olarak gelişmesine önemli katkılar sağladı. Medreselerde Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî ve Feqiyê Teyran gibi klasik Kürt âlim ve şairlerinin eserleri de okunuyor, el yazmaları çoğaltılarak gelecek nesillere aktarılıyordu.
1925 Sonrası Büyük Yıkım
1925 yılında Şeyh Said öncülüğünde başlayan ayaklanmanın ardından Hınıs Şeyh Mahmud Fevzi Medresesi devlet güçleri tarafından tahrip edildi. Medresede bulunan yüzlerce el yazması eser, dinî kaynak ve tarihî kitap yakıldı. 1937 yılında medreseyi ayakta tutan aile fertleri Trakya’ya sürgün edildi ve yaklaşık on dört yıl burada yaşamak zorunda kaldı. Sürgünden sonra medrese eğitimi yeniden başlasa da, 1960 yılında faaliyetleri tamamen sona erdirildi. Kürt medreselerinin kapatılması, yalnızca eğitim kurumlarının değil, aynı zamanda yüzyıllar boyunca oluşan ilmî ve kültürel bir geleneğin de büyük ölçüde kesintiye uğramasına neden oldu.
Bugün Ayakta Kalan Sessiz Bir Miras
Şeyh Mahmud Fevzi Medresesi, aile fertlerinin çabalarıyla restore edilerek günümüze kadar ulaşmayı başardı. Ancak geçmişte yakılan veya kaybolan el yazması eserlerin büyük bölümü bir daha geri getirilemedi. Günümüze ulaşan taş minber, bazı el yazması kitaplar ve medrese yapısı, Hınıs’ın ve Kürt ilim geleneğinin en önemli tarihî mirasları arasında yer almaktadır. Bu yapı yalnızca bir medrese değil; Kürtlerin eğitim, kültür ve düşünce tarihine tanıklık eden yaşayan bir hafızadır. Korunması ve bilimsel çalışmalarla gelecek kuşaklara aktarılması, hem Kürt tarihi hem de İslam eğitim tarihi açısından büyük önem taşımaktadır.
0 Yorum