gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 1 dk okuma süresi

Madımak Katliamı

“2 Temmuz 1993”


Madımak Katliamı

Telefonlar Susmadan Önce


Otelin sabit telefonları hâlâ çalışıyor.
İçeridekiler yakınlarını, dostlarını ve ulaşabildikleri kamu kurumlarını arıyor.
Ortak mesaj aynı:
"Otel kuşatıldı. Yardım bekliyoruz."
Duman binaya doldukça telefon görüşmeleri de birer birer sona eriyor.

 

Pencerelerde Bekleyiş


Yangın büyüyor.
Üst katlarda kalanlar pencere önlerine geliyor.
Kimileri beyaz bez sallıyor, kimileri elleriyle yardım işareti yapıyor.
O anlar televizyon kameralarına yansıyor.
Türkiye, içeride mahsur kalan insanların yardım bekleyişini canlı yayınlarda izliyor.


Duman Koridorları Kaplıyor


Alevlerden önce duman ulaşıyor.
Koridorlar görünmez hâle geliyor.
Kapılar kapanıyor.
Odalar sığınılacak son yer oluyor.
Nefes almak her dakika biraz daha zorlaşıyor.

 

Dışarıda Zaman Akıyor


Otelin önünde binlerce kişi var.
İçeride ise zaman daralıyor.
Kurtulanların yıllar sonra anlattığına göre, en son kaybolan şey umut değil; nefes oluyor.

 

Yıllar Geçiyor


Madımak'ın alevleri söndü.
Ancak geride kalan sorular hiç sönmedi.
Nasıl oldu?
Neden önlenemedi?
Kimler sorumluydu?
Bu sorular, otuz yılı aşkın süredir adalet arayışının merkezinde yer alıyor.

Madımak, yalnızca 2 Temmuz 1993'te yaşanan bir katliam değildir.
O gün, içeriden yükselen yardım çağrıları, pencerelerde bekleyen insanlar ve yıllardır cevabı aranan sorular, Türkiye'nin ortak hafızasının bir parçası oldu.
 

Aras İçten
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Radyo ve TV programcılığı okudu. Dijital içerikler editörü olarak BanDor'da çalışmalarına devam etmekte.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın