gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 3 dk okuma süresi

Tahir Elçi:

“Hakikatin Cesur Avukatı”


Tahir Elçi:


“Cizre’den Diyarbakır’a”

1966’da Cizre’de doğdu. Sınırın ticaretle, yoksullukla ve askerî gölgeyle örülen atmosferi çocuk ruhuna işledi. Eksilen komşuların hikâyeleri, aile sohbetlerinde fısıltıyla dolaşan kayıplar, onun ilk adalet sorgularıydı. Evinde az kitap vardı ama Tahir okuma tutkusuyla kendi mini arşivini kurdu; gazeteler, defterler, altı çizilen notlar arasında hakikatin peşini erken yaşta hissetti.

 

 

 

“OHAL’in İçinde Hukuk Okumak”

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı. 90’ların OHAL yıllarında hukuk eğitimi, teoriden ibaret değildi; baskının, çatışmanın ve çelişkilerin tam ortasında gerçekleşiyordu. Kitapta okuduğu hukukla sokakta karşılaştığı gerçek arasındaki fark, onun dünyasında büyük bir yarık açtı. Bu yarık, hukuka değil haksızlığa açılan bir yarıktı.

 

 


“Mesleğe İlk Adım Faili Meçhul Cinayetler”

Mezun olur olmaz Diyarbakır’da avukatlığa başladı. Faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar ve cezasızlık sarmalıyla karşılaştı. Tahir için hukuk, maddelerin savunusu değil; faillerin karanlığını görünür kılma çabasıydı. Duruşma salonları onun için birer tanıklık mekânıydı: ağlayan anneler, haber alınamayan evlatlar, sessiz çığlıklar. O, hukuku hakikati koruyacak bir kalkan olarak taşıdı.

 

 


Baro Başkanlığı: Hukuka Cesaret Aşılamak

2012’de Diyarbakır Barosu Başkanı oldu. Genç avukatlara korkmadan savunma yapmayı, hukuku güç sahibine göre esnetmemeyi öğütledi. Baro binası bir meslek makamı değil; adalet çağrısının karargâhıydı. Tahir burada hukukun evrensel yüzünü ısrarla gösterdi: cezasızlıkla mücadele raporları, basın açıklamaları, insan hakları ihlallerini kayda geçiren metinler… Cesaret kolektif bir sorumluluktu.

 

 


Medyanın Kırılma Anı: “Hedef Gösterildi”

2015’te CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programına katıldı. Orada çatışmanın militarize eden diline karşı barış ve hukuk perspektifini savundu. Programda PKK’ye ilişkin söyledikleri bağlamından koparıldı; özü “şiddeti değil hukuku konuşmak” çağrısıydı. Bir cümlesi özellikle gündem oldu:
“Bu coğrafyada yaşayan milyonlarca insanın; sokakta, parkta, evde, kahvehanelerde de ifade ettiği gibi; “PKK, terör örgütü değildir. PKK’nin bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan, toplumda çok ciddi bir desteği olan siyasal bir harekettir”.

 

 

“Son Söz ve Kurşunla Kesilen Vicdanın Sesi”

Ekranlarda sözleri çarpıtıldı, gözaltına alındı, baskı gördü ama geri adım atmadı.Çatışmalar Diyarbakır sokaklarını sardığında o başka bir lisan kurdu. 28 Kasım 2015’te Dört Ayaklı Minare’de konuştu: “Silahlar sussun, insanlar ölmesin.” Sözünü tamamladığında vuruldu. 
Hakikatin Avukatı katledildi. Ve geriye geciktirilmiş bir adalet, büyütülmüş bir vicdan ve hala yanıt bekleyen bir soru kaldı: Adalet ne zaman?
 

Bandor Press



Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın