gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 5 dk okuma süresi

1 TL'lik Şişenin Hikayesi

Peki sistemin asıl amacı ne ve yükü kim taşıyor?


1 TL'lik Şişenin Hikayesi

Türkiye, 1 Temmuz itibarıyla yeni bir geri dönüşüm dönemine girdi. "Depozitosu Olan Ambalajlar" (DOA) sistemiyle artık üzerinde özel logo bulunan plastik, cam ve metal içecek ambalajlarını iade eden vatandaşlara her ambalaj için 1 TL ödeme yapılıyor.


Resmi açıklamalara göre amaç; doğaya bırakılan atıkları azaltmak, geri dönüşüm oranlarını artırmak ve milyonlarca ambalajı yeniden ekonomiye kazandırmak.


Ancak sistemin uygulanmaya başlamasıyla birlikte yeni sorular da gündeme geldi.


Gerçekten kazanan doğa mı?


Yoksa geri dönüşümün maliyeti ve sorumluluğu vatandaşın da aktif olarak üstlendiği yeni bir modele mi geçiliyor?

 

Avrupa'nın Modeli Türkiye'ye Nasıl Geldi?


Depozito iade sistemi yeni değil. Almanya, Norveç, İsveç, Finlandiya ve birçok Avrupa ülkesinde uzun yıllardır uygulanıyor.

Bu ülkelerde tüketici içeceği satın alırken depozito bedelini ödüyor, ambalajını geri getirdiğinde ise aynı bedeli geri alıyor.

Amaç yalnızca geri dönüşüm yapmak değil;


•    çöpe giden ambalaj miktarını azaltmak, 
•    yeni plastik üretimini düşürmek, 
•    doğal kaynak kullanımını azaltmak, 
•    karbon salımını azaltmak, 
•    üreticileri daha sürdürülebilir ambalajlara yönlendirmek. 


Avrupa Birliği bu sistemi, üretici, satıcı, kamu ve tüketicinin birlikte sorumluluk aldığı döngüsel ekonomi modelinin bir parçası olarak görüyor.

 

Türkiye'deki Sistem Nasıl İşliyor?


Türkiye'de tüketici uygun ambalajları iade makinelerine teslim ediyor. Karşılığında her ambalaj için 1 TL dijital hesabına yükleniyor. Bu tutar daha sonra banka hesabına aktarılabiliyor veya sistem içinde kullanılabiliyor.

Bakanlık, uygulamanın yılda milyarlarca ambalajın geri kazanılmasını sağlayacağını ve ekonomiye önemli katkı sunacağını belirtiyor.

 

Geri Dönüşümün Yükü Kimde?


Çevre politikalarının temel ilkelerinden biri "Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu"dur.

Bu anlayışa göre bir ürünü piyasaya süren şirket, ürün atığa dönüştükten sonraki sürecin yönetimine de katkı sunmakla yükümlüdür.

Bu nedenle bazı çevre politikası uzmanları şu soruyu gündeme getiriyor:

Vatandaşın şişeyi makineye götürmesi teşvik edilirken, üreticilerin finansal ve operasyonel sorumluluğu aynı ölçüde artırılıyor mu?

 

Belediyelerin Rolü Nasıl Değişecek?


Evsel atıkların önemli bölümü uzun yıllardır belediyeler tarafından toplanıyor.
DOA sistemiyle birlikte içecek ambalajlarının önemli kısmı doğrudan vatandaş tarafından sisteme kazandırılıyor.
Bu durumun belediyelerin toplama maliyetlerini azaltıp azaltmayacağı ve kamu kaynaklarına nasıl yansıyacağı uygulamanın ilerleyen dönemlerinde daha net görülecek.

 

1 TL Gerçekten Yeterli mi?


Sistemin en çok tartışılan yönlerinden biri de ödeme miktarı.
100 ambalaj teslim eden bir kişi 100 TL kazanıyor. Ancak bunun için ambalajların biriktirilmesi, saklanması, taşınması ve iade noktasına götürülmesi gerekiyor.
Bazı vatandaşlar bu miktarı yeterli bir teşvik olarak görürken, bazıları harcanan zaman ve emek karşısında düşük buluyor.
Dolayısıyla tartışma yalnızca para değil, vatandaşın sisteme katılım motivasyonu etrafında şekilleniyor.

 

Mavi Kapak Kampanyasını Hatırlıyor musunuz?


Türkiye'de geri dönüşüm denildiğinde akla gelen kampanyalardan biri mavi kapak kampanyasıydı.
Yıllarca milyonlarca kişi plastik kapak toplayarak engelli bireylere akülü sandalye sağlanmasına katkıda bulundu.
Ancak bazı akademisyenler ve çevre politikası uzmanları, bu tür kampanyaların üretici sorumluluğunu ikinci plana ittiğini savunuyordu.
Bugün DOA sistemiyle birlikte benzer tartışmalar yeniden gündeme geliyor.

 

Geri Dönüşümün Görünmeyen Ekonomisi


Bir PET şişe yalnızca atık değildir.
Doğru şekilde ayrıştırıldığında yeniden hammaddeye dönüşebilir; yeni ambalajlarda, tekstil sektöründe ve sanayi üretiminde kullanılabilir.
Bu nedenle geri dönüşüm sektörü, dünya genelinde milyarlarca dolarlık ekonomik bir değer oluşturuyor.
Dolayısıyla tartışma yalnızca çevrenin korunması değil, atığın ekonomik değerinin nasıl paylaşıldığı sorusunu da kapsıyor.

 

Dijitalleşen Geri Dönüşüm


DOA sistemi yalnızca şişe iadesinden ibaret değil.
Mobil uygulamalar, QR kodlar ve dijital ödeme altyapısı da sistemin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Bu durum işlemleri kolaylaştırırken veri güvenliği, sistem şeffaflığı ve dijital erişim gibi konuları da gündeme getiriyor.
Şu ana kadar sistemin kişisel verileri amacı dışında kullandığını gösteren doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor. Bununla birlikte, dijital kamu hizmetlerinde şeffaflık ve veri güvenliği önemini koruyor.

 

Çevre Politikası mı, Yeni Bir Ekonomik Model mi?


DOA sistemi, Türkiye'nin en büyük çevre projelerinden biri olarak tanıtılıyor.
Daha fazla ambalajın geri dönüştürülmesi, daha az atığın doğaya karışması ve kaynakların daha verimli kullanılması çevresel açıdan önemli kazanımlar sağlayabilir.
Bununla birlikte sistem, geri dönüşümün maliyetinin nasıl paylaşıldığı, üretici sorumluluğunun ne ölçüde yerine getirildiği, vatandaşın rolü ve belediyelerin gelecekteki konumu gibi soruları da beraberinde getiriyor.
Bu soruların kesin yanıtlarını bugünden vermek mümkün değil.
Ancak görünen o ki DOA sistemi yalnızca bir geri dönüşüm uygulaması değil; Türkiye'nin çevre politikaları, kamu yönetimi ve döngüsel ekonomi anlayışı açısından uzun yıllar tartışılacak yeni bir dönemin başlangıcı.
Belki de bugün asıl konuşulması gereken, bir şişeye verilen 1 TL'den çok; o şişenin çevre, ekonomi ve toplumsal sorumluluk arasındaki yolculuğudur.

 

Jêhat Yılmaz
Dijital medya alanında çalışmalarını sürdürmekte. BanDor editörü olarak dijital içerikler üretmekte.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın