Seyfo’nun Sessiz Tanıkları
1915 yılında İttihat ve Terakki yönetimi döneminde uygulanan Seyfo (Kılıç Yılı) katliamından en çok etkilenen halklardan biri de Süryaniler oldu. Yüzyıllardır Mezopotamya’nın en eski halklarından biri olarak bu coğrafyada yaşayan Süryaniler, katliamlar, sürgünler ve zorunlu göçlerle büyük acılar yaşadı. Tarihin sessiz tanıkları oldular; geriye ise taşlara işlenmiş bir hafıza kaldı.
Taşlara Kazınan Miras
Mardin ve Midyat’ın sarı kalker taşından yapılan evleri, coğrafyayla tam bir uyum içindedir. Bu taşlar yalnızca bir mimari unsur değil, aynı zamanda yaşanan acıların da sessiz tanıklarıdır. “Taşların dili olsa da konuşsa” sözü, bu coğrafyada ayrı bir anlam kazanır. Çünkü her taşın arasında direnişin, göçün, kayıpların ve umutların izleri saklıdır.
Bir Zamanlar Süryani Köyleri
Bir zamanlar Midyat’ta 52 köy ve 6 belde bulunuyordu. Bunların büyük çoğunluğu Süryani köyleriydi. Zaman içinde bazı köylerde din değişimleri yaşandı. 1915 Seyfo katliamı ve 1990’lı yıllarda yaşanan köy boşaltmaları nedeniyle göç hızlandı. Binlerce Süryani doğduğu toprakları terk ederek başta Avrupa olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine yerleşmek zorunda kaldı.
Zaz Köyü (İzbırak)
Bu köylerden biri de Zaz Köyü’dür. Günümüzde resmi kayıtlarda köyün adı İzbırak olarak geçmektedir. Bugün köyde yalnızca bir rahibe yaşamaktadır. Köy halkının büyük çoğunluğu ise yurt dışında yaşamını sürdürmektedir. Seyfo katliamından önce köyde yaklaşık 200 hane bulunurken, bugün geçmişin sessizliğini taşıyan tarihi bir yerleşim olarak ayakta kalmaya çalışmaktadır.
Tarihi Kalıntılar İçerisinde Bir Yerleşim
Zaz Köyü, Mardin’in en çok ziyaret edilen Süryani köylerinden biridir. Taş evleri, dar sokakları ve tarihî dokusuyla bölgenin en önemli kültürel miraslarından biri olarak kabul edilmektedir. Köyde bulunan tarihi kalıntılar, yerleşimin çok eski dönemlere uzandığını göstermektedir.
Tarihi Tabletlerde “Zazabukha”
Köyde, 5. yüzyılın başlarında inşa edildiği tahmin edilen Mor Dimet Kilisesi bulunmaktadır. Kilisenin taşlarında bulunan Akatça çivi yazılarının bölgedeki yerleşimin milattan önceki dönemlere kadar uzandığını gösterdiği belirtilmektedir. Bazı tarihi tabletlerde ise köyün adı MÖ 879 yılında “Zazabukha” olarak geçmektedir. “Zaz” kelimesinin Akatçada “miras” anlamına geldiği de bazı araştırmacılar tarafından ileri sürülmektedir.
Kaleden Kiliseye Dönüşüm
Mor Dimet Kilisesi, köyün yukarısında kulelerle desteklenmiş görkemli yapısıyla adeta bir kaleyi andırmaktadır. Rivayetlere göre yapı ilk dönemlerinde savunma amacıyla kale olarak kullanılmış, daha sonra kiliseye dönüştürülmüştür. Yüzyıllar boyunca savaşlara, göçlere ve katliamlara tanıklık eden bu yapı, bugün de Süryani halkının hafızasını yaşatan en önemli tarihi miraslardan biri olmaya devam etmektedir.
Sessiz Bir Tarih
Bugün Zaz Köyü’nün taş sokaklarında sessizlik hâkimdir. Ancak bu sessizlik, unutulmuş bir geçmiş değil; taşlara kazınmış bir hafızadır. Mor Dimet Kilisesi, taş evler ve dar sokaklar, Süryani halkının bu topraklardaki binlerce yıllık varlığını, yaşadığı acıları ve kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmaya devam etmektedir. Bu nedenle Zaz Köyü yalnızca bir köy değil, Mezopotamya’nın hafızasını taşıyan yaşayan bir tarih niteliğindedir.
0 Yorum