gazete

bandor

yükleniyor
0 Yorum | 3 dk okuma süresi

Örgüler ki Kürt kadının kavgasıdır

Dade’min ördüğü her saç teli bana örülü bir tarihi sessizce miras bıraktı.


Örgüler ki Kürt kadının kavgasıdır

 

Rakka’da bir cihatçının ellerine geçen o örgülü saç, bir halkın, bir inancın ve bir coğrafyanın tarihine kazınan bir hakikat olarak dünyadaki kadınların saç tellerine düştü. Ve ben bu hakikati, bana kimsenin anlatmadığı ama Dade’min beyaz laçeki altındaki örgülerinde hissettiğim o bilgiyle anlıyorum.

 

Bugün haberleri gördüğümde aklıma ilk gelen şey Dade’min elindeki dişleri sık tarak oldu. Beni dizlerinin arasına alır, “Dur, kıpırdama” derdi. Saçlarımı ensemde hissederdim; onun parmaklarının arasından geçen her tel… O tarak sesi hala kulaklarımda. Sonra sıra onun saçlarına geçerdi. O beyaz, incecik saçlarını önce tarar, sonra örer, beyaz laçekiyle de üstünü örterdi. Kimse bana bir şey öğretmedi ama bilirdim: O örgüler her şeydi.

Şimdi Rakka’da bir kadının saçı kesildiğinde, işte o laçekin altındaki beyaz örgü sızladı içimde. Dade’min hafızamda kalan her şeyiyle birlikte.

Kürt kadınları saçlarını kolay kolay kesmez. Örgüler ancak yas tutulduğunda çözülür. Yas sürecinde uzayan saçlar en son kesilir. O yüzdenki savaşta, çatışmada, işkencede saçın hedef alınması tesadüf değildir. Çünkü Kürt kadınlarının örgüleri; onurun, kimliğin ve direnişin parçasıdır.

 

İran’da ahlak polisinin zulmüne karşı kadınların saçlarını kesmesi bir isyandı. “Siz bizim saçımızı zorla örtmek, kontrol etmek istiyorsunuz; alın işte, biz onu kesiyoruz” diyen bir özgürlük çığlığıydı.

Ve direniş hep aynı sembolle konuştu. Mahsa Jîna Emini protestolarında kadın makası kendine çevirdi, o örgüleri kesti. Bugün ise o örgüler daha sıkı örülüyor. Kadınlar hem kendi saçlarını hem de birbirlerinin saçlarını örüyor. Kadınlar, bedenleri üzerine çöken otoriteye bir yanıt veriyor.

 

Burada çok güçlü bir paralellik var.
İran’da rejim “saçını ört” dedi, kadınlar “saçımı kesiyorum” dedi.
Suriye’de cihatçı çete saçı ele geçirerek “hediye ediyorum” dedi, kadınlar “saçımı örüyorum” dedi.
Biri zorla örtme, diğeri zorla kesme.
Kadınların cevabı ise hep aynı yerden ama ters yönde oldu:
keserek,
örerek,
açarak,
sergileyerek.
Yani o örgüler bugün yeniden bir direnişin dili oldu.

Bu saldırıda cihatçı şiddetin mesajını da anlamak gerekiyor. Saçı kesip bir erkeğe hediye etmek de tesadüf değil. Bu, IŞİD’in, El Nusra’nın, Taliban’ın çok tanıdık pratiği: savaş ganimeti, erkekler arası bir “zafer nesnesi”, kadın bedeninin dolaşıma sokulması. O yüzden Êzidî kadınların “Bu ceset sizi korkutacak” demesi bir tehdit değil, ölümden korkması istenen ama korkmayanların sesi.

Dade’min ördüğü her saç teli bana örülü bir tarihi sessizce miras bıraktı. Şimdi anlıyorum ki bu miras birçok Kürt kadınına kaldı. Herkesin bir yerine dokundu ki o saçlar bugün sıkı sıkı örülüyor. Şimdi isimlerini saymaya yetmeyecek kadar çok kadın var.

Bizim yasımız da direnişimiz de saçımıza düğümlenir. Onu kesmek de uzatmak da örmek de bizim kararımızdır. Belki de Dade’m, o tarakla sadece saçımı taramıyordu. Bana görünmez örgüler örmeyi öğretiyordu: hafızamın, direncimin, kim olduğumun örgüsünü.

Şimdi anlıyorum.

 

Zilan Azad
Birçok medya kuruluşunda güncel, siyasi, feminist ve toplumsal konularda yazılar ve haberler yapmaktadır. Çalışmalarında toplumsal cinsiyet eşitliği ve hak ihlallerine odaklanmaktadır.


Sitede yayımlanan yazılar ve içerikler, yazarların kişisel görüşlerini yansıtmaktadır; BanDor’un kurumsal bakış açısıyla aynı olmayabilir ve içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir, BanDor sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Bir Yorum Bırakın