Tahakkümün İlk Kurgusu
Modern kapitalist düzenden önce, köleleştirme çoğu zaman “Rab” veya “tanrı” gibi olgularla ilişkilendirildi. İnsanlığın özgür olma isteği, bu kutsal figürler aracılığıyla bastırıldı. Toplumun duyusal aklıyla oynayan bu yaratıcı kurgu, baştan itibaren tahakkümü seçti. İlk günden beri insan, bir üst güce itaat etmenin meşruiyetine inandırıldı. Bu süreçte özgür düşünce, sapma ya da tehlike olarak damgalandı.
Şeytan, Adem ve İtaat Mitosu
Semavi dinlerin mitolojisinde güç ilişkisi “Rab, Adem ve Şeytan” arasında şekillenir. Şeytan özgür düşünceyi temsil ederken, Adem itaatin ve köleliğin sembolü olur. İtaati kabul eden insan övülür, özgür düşünce ise kötülük olarak damgalanır. Böylece sistem, köleliği seçen insanın üzerine inşa edilir. Adem, koşulsuz boyun eğen ilk insan modeli olarak, yeni düzenin sembolüne dönüşür.
Spinoza ve Düşüşün Anlamı
Spinoza Teolojik-Politik İnceleme’de şöyle sorar: “İlk insan dürüst ve bilgiliyse nasıl düşebilir? Onu şeytan aldattı diyebiliriz, ama şeytanı kim aldattı?” Bu soru, insanın özgürlük ve aldanma arasındaki sınırını tartışmaya açar. Adem’in düşüşü, özgürlüğün değil, itaatin tercih edilmesidir. Mitostaki “yasaklı elma”, insanın kendi bilincine karşı işlediği ilk suçun sembolüdür.
Özgürlük Nedir?
Özgürlük, “Birinin veya bir şeyin sana bir şey yap demediği her şeydir.” İnsan, doğanın bir parçası olsa da ondan farklıdır; çünkü kurma ve yıkma, reddetme ve kabullenme yetisine sahiptir. Bu nedenle özgürlük yalnızca doğadan değil, insanın seçimlerinden de doğar. Adem’in yaptığı şey bir “tercih” gibi görünse de aslında o, kendi köleliğini seçmiş insandır.
Tercih ve Yanılsama
İnsan, tercihlerinin sonucunda var olur. Fakat yaşadığımız dünyada bu tercihler çoğu zaman birer yanılsamadır. Doğuştan ölüme kadar kurgulanmış bir düzenin içinde öğrenir ve öğretiriz. “Özgürlük, birinin veya bir düzenin sana bir şey yap demediği şeydir.” Ancak Adem-Havva mitosunda Rab’bin “Her şeyi yap ama elmayı yeme” sözü, insanın varoluşundaki ilk yasağı ve tutsaklığı başlatır.
Yasağın Egemenliği
Cennet ya da cehennem fark etmez; her ikisi de sınırlı alanlardır. Efendinin gözetimi altındaki yaşam, bir süre sonra cazibesini yitirir. Yasaklar cezbedici değil, egemenlik araçlarıdır. Efendi, kölesini suçlu kılmak için yasağı kullanır. Yasak, sürekli bir suçluluk ve boyun eğme hâli yaratır. Böylece efendinin gücü, kölesinin suçluluğu üzerinden yeniden üretilir.
Enkidu ve Düşürülmüş İnsan
Sümer mitinde Enkidu, ancak Gılgamış’ın köleci düzenine uyduğunda onun kardeşi olabilir. Halk ise hiçbir zaman Gılgamış’ın kardeşi olmaz. Bu durum, itaatin ödüllendirildiği bir sistemin göstergesidir. Enkidu görünürde bir tercih yapar; ama aslında düşürülmüş, tutsak alınmıştır. Bu mit, insanın özgürlük arayışının her zaman tahakkümle sınandığını bir kez daha hatırlatır.
0 Yorum